Silent Hill: Townfall İnceleme

Video inceleme

SILENT HILL: Townfall, serinin alıştığımız atmosferini farklı bir hikâye ve oynanış yapısıyla yeniden ele alıyor. Oyunun atmosferinden hikâye anlatımına, oynanış mekaniklerinden teknik tarafına kadar tüm detayları inceliyoruz.

Silent Hill serisi, her yıl yeni bir oyun ile karşımıza çıkmaya başladı. Sanki yıllardır gurbette görmediğimiz bir akrabamız gibi bizi kucaklayan bir seriye dönüştü. İşte bu dönüşün yeni meyvesi olan Silent Hill Townfall, bizi yine F gibi Amerika kıtasından uzaklaştırıyor. Hikayenin merkezinde bu sefer İskoçya’da bulunan hayali bir kasaba var.

Silent Hill: Townfall İnceleme

Oyunu açar açmaz kendimizi bu kasabada buluyoruz. Kontrolümüzde ise Amerikalı Simon Ordell bulunuyor. Sağ kolumuzda bir hasta kayıt bandı, sol kolumuzda ise çıkaramadığımız bir serum kablosu var. Hal böyle olunca ne olduğunuz tabi ki merak ediyoruz.

Hikaye anlatımında klasik yöntem kullanılmış. Yani serinin diğer oyunlarında olduğu gibi parça parça çözülen bir hikaye anlatısı var. Oyunun sonlarına doğru geldiğinizde yapbozun önemli parçaları ortaya çıkmaya başlıyor. Bu arada üçü ilk oynanışta, diğer ikisi ise new game plus modunda olmak üzere oyunda toplam beş farklı son var.

Ama şunu baştan söyliyim, Silent Hill Townfall yavaş açılan bir oyun. Hatta serinin diğer oyunlarına göre, baya baya emekleyen bir açılışa sahip. Neyse ki bu yavaşlık güzel atmosfer ve serinin simgesi haline gelen sisle örtülmüş.

Yeni kasabayı genel olarak beğendim. Böyle ilerledikçe geçmişte büyük bir trajedi yaşandığını hissettiriyor. Hem tasarımı hem de kullanılan ışık oyunları ile sizi içine çekiyor. Ama bu sefer böyle daha bi huzursuz hissettim kendimi. O sessiz ama teksiniz ortam hissiyatını güzel vermişler.

Townfall , seride çok sık görmediğimiz bir kamera açısı kullanılmış. En son pek de başarılı olamayan Short Message oyununda bu kamera tercihini görmüştük. Açıkçası kamera açısı beni çok rahatsız etmedi ama bu durum biraz kontrol zorluğu getirmiş. ben oyunu PS5’te oynadım ve bu tarz birçok oyun deneyim etmeme rağmen, sağa sola bakma olayında zorlandığım anlar oldu. Böyle çok keskin bir hareket var ve bu durum özellikle tansiyonu yüksek anlarda kontrolü biraz zorlaştırmış. PC sürümü muhtemelen Mouse kontrolü ile çok daha rahattır diye düşünüyorum.

Silent Hill: Townfall

Oyunda CRTV adı verilen bir cihaza sahibiz. Bu cihaz aslında james’in taşıdığı radyo’nun daha gelişmiş versiyonu. Silent Hill 2’de düşman yaklaştığında radyomuzda parazit sesleri duyuyorduk. CRTV’de ise düşmanın yerini görebiliyoruz. Oyunda çatışmaya girmekten ziyade kaçmak daha önemli. Hal böyle olunca bu cihazın önemi de bir hayli fazla.

Oyunda direkt çatışmaya girmek çok mantıklı değil. Serinin diğer oyunlarına kıyasla gizlilik daha ön plana çıkarılmış. Hatta elinizdeki bu cihazı tıpkı bir radar gibi kullanmanız gerekiyor. Düşmanlardan gizlenmek, işte alarm, radyo gibi dikkat çekici öğeleri kullanmak çok önemli. Aynı zamanda bulduğunuz şişeleri düşmanı sersemletme ya da dikkatini dağıtmak için de kullanabiliyorsunuz. Kasabada böyle saklanabileceğiniz birçok nokta da var. Bu noktalar özellikle dar alanlarda hayat kurtarıyor.

Silent Hill: Townfall

Tabi oyun boyunca hem yakın dövüş hem de ateşli silahlar kullanıyorsunuz. Yakın dövüş savunma ve atak yapma üzerine kurulu. Silent Hill 2’ye benziyor ama ona göre çok daha hantal bir oynanış var. ben pek sevemedim. Dediğim gibi zaten işin özünde genelde İşin kaçıp saklanmak var. Bu radar kullanımı ve gizlilik öğeleri ile oynanış Alien Isolation ve Outlast serisini andırıyor. Ama bu ikisine göre de daha hantal bir oynanış var.

Oyunda bir haritaya sahibiz ve Silent Hill 2’deki gibi efektif bir şekilde kullanıyoruz. Bu elimizden düşürmediğimiz cihazın bu noktada farklı bir kullanımı daha var. Yön bulmada ve bulmacalarda sık sık bu cihazı kullanmamız gerekiyor. İşte bulduğumuz frekanslarda bölük pörçük sahneler görüyoruz. Bu sahneler kimi zaman bir bulmacanın çözümüne, kimi zaman da gitmemiz gereken yere işaret edebiliyor. CRTV kullanımı gayet akıllıca bir sistemi beraberinde getirmiş.

Silent Hill: Townfall

Bulmaca sistemi genel olarak bir yerden eşya bulup, başka bir noktada kullanma üzerine kurulmuş. kilitli kapılar, dolap şifreleri, anahtarlar, kartlar derken bulmaca sistemini genel olarak beğendim. Bazen çok basitleşiyor ama bazen de böyle kafanızı kullanmanız gereken bulmacalarla karşılaşıyorsunuz. Bu arada oyunun ve bulmaca zorluğunu ayarlardan değiştirebiliyorsunuz.

Etkileşim az olunca oyun görsel olarak tablo gibi duruyor. O tekinsiz kasaba atmosferi, terk edilmiş İskoç kasabası teması ile güzel birleşmiş. çeşitlilik konusunda sıkıntılı ama yaratık tasarımlarını da beğendim. Oyunda 60 FPS’e odaklanan performans modu ve 30 FPS’e odaklanan kalite modu var. Kalite modunda sık sık 30’un altına düşüyor ve bu durum oynanışı etkiliyor. Ben oyunu tamamen performans modunda oynadım.


Sonuç olarak Silent Hill Townfall seri için farklı dokunuşlar yapan bir oyun olmuş. Fakat bu dokunuşlar büyük bir yeniliğe dönüşmüyor. Çok klasik bir korku oyunu olarak kalmış ve oynarken çok böyle heyecan duyamadım. Ben Silent Hill F’in hikayesini çok sevmiş ama oynanışını, kasaba dışındaki diğer dünya bölümlerini çok zayıf bulmuştum. Bu oyunda yine güzel bir kasabamız var. Oynanışta ise çatışmalar çok keyifli değil, gizlilik unsurları ise iyi çalışıyor. Bu sebeple Outlast, Amnesia ya da Alien Isolation yapımları seviyorsanız, Townfall’dan da bir o kadar keyif alırsınız.