Gears of War: E-Day İnceleme

Video inceleme

Gears of War: E-Day, hikaye anlatımı, görsel kalitesi ve karakter kontrolleriyle ayağı yere sağlam basan modern bir oyun olmayı başarmış.

Bu oyun size inanılmaz iyi bir hikaye vaat etmiyor. Bu oyun size düşünmeniz gereken bulmacalar, tekrar tekrar kapışmanız gereken aşırı katmanlı boss savaşları da vaat etmiyor. Bu oyun size tek bir şey vaat ediyor: Hayvan gibi aksiyon. Ve bu vaadini de dibine kadar karşılıyor.

Gears of War: E-Day İnceleme

Gears of War: E-Day'i oynamak istiyorsan yapman gereken tek bir şey var: Beynini bir kavanoza koymak. Çünkü bu cayır cayır aksiyon oyununu oynarken ona kesinlikle ihtiyaç duymayacaksın. Ben de öyle yaptım. Kavanoza koyduğum beynimin önüne bir akıllı telefon koydum ve Reels videoları açtım. Ben ise elime alacaktım gamepad'imi, kulaklığımı takacak ve hayattan izole olacaktım; öyle yaptım. Yaklaşık 15 saat boyunca çeşitli yaratıkları öldürdüm... Ve bu oyundan bayağı bir keyif aldım.

Elime aldım gamepad'i ve verdim mermiyi yaratıklara. Genç Marcus'la siperden sipere koştum. Hızarımla yaratıkları ikiye ayırmak suretiyle ortadan kaldırdım. Elimde kaliteyi hissediyordum, gözlerimle ise görsel bir şölene şahit oluyordum adeta. Oyunun görselliği gerçekten bambaşka olmuş. 5070'li bilgisayarımda 60 FPS'ten çok da kayıp vermeden oyunu oynayabildim. Gears of War: E-Day, Nvidia'nın yeni bir teknolojisini kullanıyor. Işın izlemeli gölgeler, yansımalar ve küresel aydınlatma gerçekten oyunun atmosferine büyük katkı yapmış. Hatta bu oyun, bu teknolojilerin olması gerektiği gibi kullanıldığı ilk oyun bile diyebilirim. Gerçekten lens efektleri, ışık değişimleri, ortama uygun yansımalar ve gerçekçi ışık kullanımı tam bir oyunda olması gerektiği gibi.

RTX Mega Geometry ve Nanite geometrisi denen bu yeni teknikler sayesinde bu görsellik ortaya çıkıyor. Umarım daha fazla oyunda bu ışık oyunlarını görürüz. Çünkü gerçekten benim bu kıyamet sonrası dünyayı keşfetmek istememde bu görselliğin etkisi büyük oldu.

Gears of War: E-Day

Çevre detayları, yansımalar, yıkık binaların görüntüsü, gece atmosferi, dar ara sokaklarda titreyen bir flümoransandan çıkan ufak bir ışık hüzmesi bile o karanlık, kıyamet günü atmosferine büyük katkı yapmış. Birazdan değineceğim ama yarı açık dünyayı dolaşmak istememdeki en büyük motivasyon "Ulan acaba nasıl manzaralarla karşılaşacağım, dur şu tarafa da gideyim" demem oldu. Bu açıdan oyun aslında bu neslin başında görmemiz gereken gerçek yeni nesil bir oyun gibi görünüyor. Manzara manyağı oluyorsunuz resmen.

Oyunun sizi manyak ettiği bir diğer şey ise tabii ki soluksuz aksiyonu. Hikaye, bulmaca, karakter gelişimi falan arayan başka kapıya gitsin; bu bir Gears of War oyunu. Aradığınız tek bir şey var: Bodoslama aksiyon. Ve onu da emin olun fazlasıyla alıyorsunuz.

Bakın dostlar Gears of War: E-Day'de öyle soluksuz bir aksiyon var ki hani yeterli enerjim olsa oyunu bir oturuşta bitirebilirdim. Ama insanız, arada dinlenmemiz lazım. Gittim yattım. Sabah kalktığımda ilk işim tuvalete gidip aynaya bakıp "Yine bok varmış gibi uyandık, tipe bak. Ne oldu şimdi he? Kalktık da ne oldu yani?" demeden önce Gears of War: E-Day oynamaya devam etmek oldu. Hevesle kaldığım yerden oynamaya devam ettim. Oyunun bölüm dizaynı beni özellikle mest eyledi…

Açılış sekansının çizgisel yapısından sonra yarı açık dünya ile çizgisel ilerleyiş arasında gidip gelen bir yapısı var Gears of War: E-Day'in… Bölüm tasarımı aksiyonu bölmeden yarı açık dünyada ufak keşifler yapacak şekilde tasarlanmış. Aksiyondan yorulup da biraz nefes aldığınız kısımlar da işte bu yarı açık dünyada dolaştığınız ve etrafa serpiştirilmiş yan görevleri yaptığınız anlar. Ama bu yarı açık dünyada dolaşırken de "Ulan çok tempo düştü, hadi aksiyona dönelim artık" da demedim.

Gears of War: E-Day

Çünkü haritayı keşfetmek hiç sıkıcı gelmedi. Başta da söylediğim gibi görselliğin bunda etkisi fazla ama hepsi bu da değil. Etrafa serpiştirilmiş kasalar ve sivilleri kurtarma şeklindeki yan etkinlikler oyunun harita keşfini oluşturuyor. Kasalardan silahlarımız için ek özellikler veren modlar çıkıyor. Bu modlar silahlarımızı ciddi bir şekilde etkiliyor; oyunun başında çok hantal gelen silahlar modlarla birlikte çok daha etkili hale geliyor. Zırh ve yardımcı dronlarımız için de ek modları yine bu kasaları keşfederek aktif hale getiriyoruz.

Oyunun haritası içerik olarak dolu dolu denemez ama dolaşmak sıkmıyor da. O kıyamet sonrası dünya çok iyi yansıtılmış; binaların içine tırmanabiliyor, bazı dükkanların içine girebiliyoruz. Özellikle cam kırarak dükkanları keşfetmek bayağı hoşuma gitti. Ama keşfe "Daha fazlası da olsa" dedirtti. Yani biraz daha keşif öğesi koyulabilirmiş, keşfi biraz daha ödüllendirebilirmiş oyun. Böyle olsa şimdi bu oyunla ilgili bambaşka bir şey konuşurduk. Kasalar dışındaysa yarı açık dünyada bazı ufak yan görevler var.

Gears of War: E-Day

Bu yan görevler ise ya bir yere sıkışan sivilleri güvenli bir yere götürme ya da bir Gears ekibine yardım etme şeklinde. Şimdi diyeceksiniz ki " E çok kısıtlı değil mi bu etkinlikler?" Evet öyle ama belli ki geliştirici ekip o yöne çok odaklanmayıp daha ana hikaye odaklı bir oyun yapmak istemiş. Yani boş etkinlik koymaktansa böylesi de beni hiç sıkmadı açıkçası.

Ana hikaye ise özellikle o kapkaranlık, adeta Resident Evil oynuyormuş gibi hissettiren açılış sekansından sonra giderek daha da karanlıklaşıyor. E-Day bizi olayların başlangıcına götürüyor ve bunu da bayağı bir Resident Evil'dan kopya çekerek yapıyor. Hani yaratılan şehir atmosferi neredeyse Raccoon City'nin bir kopyası gibi: Yanan binalar, terk edilmiş arabalar... Hastane, belediye binası, polis karakolu arasında gidip gelen karakterler... Böyle Resident Evil 3'ün modern bir halini oynuyormuşum gibi hissettirdi Gears of War: E-Day.

Hikaye sunumunda da zaten olaylar sonrasında organize olmaya çalışan Marcus ve ekibine odaklanılmış. Hani bu o kadar birinci şahısın dışına çıkmayan bir anlatım ki gerçekten kıyamet sonrasının ilk gününü adeta anı anına yaşıyorsunuz: Şaşkınlık, hayatta kalma uğraşı, kıyametin tahmin edilenden çok daha büyük çıkması, gerçekle yüzleşme, kabulleniş ve tekrar ayağa kalkma... Bu, yıllar sürecek bir savaş.

Gears of War: E-Day

Bu, adım adım ilerleyen ve her adımı da size yoğun aksiyon ve çatışmayla yaşatan oldukça iyi bir hikaye anlatımı Bradalarımız. Hani kıyamet temalı oyunlarda, hatta filmlerde zirveye oynayacak bir yapısı var bile diyebilirim. Sizi gerçekten o kaosun içine çekiyor. Aksiyonla dövüyor, dramla sarsıyor, beyinsiz gibi görünen ama sinsi düşmanlarla şaşırtıyor. Bayağı duygudan duyguya sürüklüyor ki bu, beyinsiz bir aksiyon oyunu için ciddi ve ayakları yere basan bir hikaye anlatımı demek. Özellikle aslında karşılarında beyinsiz zombiler yok. Plan yapan, bir strateji doğrultusunda ilerleyen ve hatta pusu kuran bu yaratıkların neyi amaçladıklarını keşfettikçe oyunun tonu da giderek kararıyor ki bana gerçekten bu hayatta kalma duygusu ve karanlık ton geçti. Valla helal olsun!

Evet, bir aksiyon oyunundan, oyunun aksiyon mekaniklerinden çok bahsetmemek de varmış. Nedeni derseniz Bradalarımız, bu klasik bir Gears oyunu. Yani önceki oyunlardan inanılmaz ayrışan bir gameplay mekaniği yok. Aksiyon tarafı çok tanıdık. Hızarlı silahlarla yakın dövüşte tekrar eden animasyonlarla yaratık kesmece, doğru zamanda tuşa basarak hızlı reload yapmaca, siperden sipere koşmaca türü bir oyun bu.

Gears of War: E-Day

Gelişen şeyler ise Marcus'un kontrolleri olmuş; artık çok daha akıcı hareket ediyor. Siper değiştirmek çok akıcı ve doğal. Bir yerlere tırmanmak, siperdeyken şarjör değiştirmek çok daha modern ve akıcı hissettiriyor. Bodoslama aksiyon dışında benim en sevdiğim bölümler; gece şehirde dolaştığımız, RE atmosferi gibi hissettiren sekanslar ve bir yeri savunmak zorunda olduğumuz bölümlerdi. Sağa sola tuzaklar kurup düşmanı püskürtmeye çalışmak, her yerden üzerinize çullanan düşmanları destek yeteneklerini de kullanarak püskürtmeye çalışmak hem zorlayıcı hem de keyifli. Bu anlarda bir de mini boss'lar peyda oluyorsa ortalık tam bir kaos oluyor. Ama bu kaos işte keyfi de ikiye katlıyor.

Şimdiii yeterince övdük, gelelim eleştirilere. Hikaye anlatımı, görsel kalitesi ve karakter kontrolleriyle ayağı yere sağlam basan modern bir oyun var karşımızda. Geliştirici ekip The Coalition bence Gears serisi için doğru tonu bulmuş. Yarı açıkla çizgisel arasında gidip gelen bir harita dizaynı ve hayatta kalmaya odaklanan ciddi bir hikaye anlatımı... Bunlar iyi yapılan şeyler.

Kötü olan ve üzerine çalışılması gerekenler ise... Yapay zeka ne yazık ki böyle bir oyunda olması gerektiği kadar kusursuz değil. Düşman yapay zekası bence çok daha zorlayıcı olmalı.

Düşman çeşitliliği oyun ilerledikçe artıyor, orada çok sıkıntı yok ama boss savaşları çok tekdüze. Eğer oyunu co-op değil tek oynuyorsanız yanınızdaki adamların size hiçbir katkısı olmuyor; sadece düşünce sizi kaldırıyorlar. Yaratıklar zaten full size odaklanıyor, onları yok sayıyorlar. Bir başka geliştirilmesi gereken şey ise: Abi artık şu silahları bir değiştirsek mi ya? Kaç oyundur aynı silahlar.

Anlıyorum bu bir tema ama biraz da yenilik lazım sanki. Çok fazla "Aynı oyunu oynuyorum" hissi yaratıyor bu. Yeni bir yakın dövüş silahı eklemek, bitirici animasyonları çeşitlendirmek lazım artık. Bir de vuruş hissi böyle bir aksiyon oyununda en iyi şey olmalı ama mesela bir Resident Evil 9'dan daha hafif hissettiriyor. Sanki önceki oyunlarda bu kadar zayıf değildi.

Yoğun aksiyonda hissettirmese de insan çok daha tatmin edici olmasını bekliyor. Ama genel olarak ben E-Day'den bayağı bir keyif aldım. Gerçekten sağlam bir aksiyon oyunu, acayip iyi bir temposu ve ilerleyişi var. Kesinlikle oynanması gereken bir oyun. The Coalition bence Gears serisini modernleştirmek için iyi bir adım atmış. Daha fazlası olabilir miymiş? Açık dünya kısmında kesinlikle evet. Seriye mekanik olarak sıkı sıkıya tutunması, radikal değişikliğe gidilmemesi can sıkıcı ama "Farklı bir oyun oynuyordum" dedirtti diyor ve şöyle de puanımı veriyorum. (85) Aferin Microsoft, böyle oyunlar yapmaya devam edersen sempati puanı toplamaya devam edeceksin!

Gears of War: E-Day

Oyunu bitirdikten sonra ben hemen önüne TikTok açıp bıraktığım kavanoz içindeki beynimin yanına gittim. Amacım tekrar beynimi yerine takıp işlerime geri dönmekti. Ancak kavanozun yanına gittiğimde karşılaştığım şey beni şoke etti. Gözlerime inanamamıştım. Çünkü beynim hafif sarı, berrak bir sıvıya dönüşmüştü. "Aman Tanrım, şimdi ne yapacaktım?" diye düşünürken aklıma çok iyi bir plan geldi. Sıvılaşmış beynimi koltuğumun altına yerleştirdim ve planımı gerçekleştirmek üzere yola koyuldum… Bundan sonra sadece Counter-Strike oynayacaktım…