Resident Evil Village İnceleme
Resident Evil Village, Resident Evil 7’nin kurduğu temeli genişletirken korku ile aksiyon arasındaki dengeyi yeniden kuruyor. Peki Ethan Winters’ın bu macerası serinin klasik ruhunu ne kadar koruyabiliyor?
Resident Evil serisi 25. yılına girerken Capcom'un elindeki en önemli markalardan biri olmayı sürdürüyordu. 1996'da başlayan seri yalnızca oyunlarla sınırlı kalmamış; filmlerden animasyonlara, kitaplardan çizgi romanlara ve farklı eğlence projelerine kadar genişleyen dev bir markaya dönüşmüştü. Fakat 25 yıl boyunca bir oyun serisini güncel tutmak, oyuncuların ilgisini kaybetmeden sürekli yeni fikirler denemek hiç kolay değil. Özellikle video oyunları son yıllarda büyük bir hızla değişirken açık dünya, RPG mekanikleri, çevrimiçi oyunlar ve aksiyon odaklı tasarımlar sektörün standartlarını yeniden belirledi. Resident Evil da bu değişimin dışında kalamadı.

Serinin ilk yıllarında hayatta kalma korkusu türünün en önemli temsilcilerinden biri olan Resident Evil, özellikle Resident Evil 4 ile birlikte oyun dünyasının yönünü değiştiren serilerden birine dönüştü. Ancak Resident Evil 5 ve 6 ile aksiyon tarafının giderek ağır basması, serinin korku kimliğinin geri plana itilmesine neden oldu. Resident Evil 7 ise bu gidişatı tersine çevirdi ve birinci şahıs kamera açısıyla seriyi yeniden korkunun merkezine taşıdı. Resident Evil Village ise tam bu noktadan devam ediyor: Resident Evil 7'nin atmosferini korurken daha büyük, daha hareketli ve daha çeşitli bir macera yaratmaya çalışıyor.
Capcom'un kendi tanımıyla Village, Resident Evil 7'nin doğrudan devamı ve Ethan Winters'ın hikâyesini sürdüren bir survival horror oyunu. Aynı zamanda önceki oyundaki birinci şahıs bakış açısını koruyor ve aksiyon dozunu yükseltiyor. Peki ortaya çıkan sonuç gerçekten Resident Evil'ın özüne dönüş mü, yoksa serinin Resident Evil 4 sonrasında başlayan dönüşümünün yeni bir versiyonu mu?
Resident Evil Village hikayesi
Resident Evil Village, Resident Evil 7'nin birkaç yıl sonrasında Ethan Winters ve Mia'nın kızları Rose ile birlikte sakin bir hayat kurmaya çalıştığı bir dönemde başlıyor. Ancak bu düzen, Chris Redfield ve ekibinin eve düzenlediği saldırıyla bir anda bozuluyor. Mia öldürülüyor, Rose kaçırılıyor ve Ethan kendisini Avrupa'nın karlarla kaplı, gizemli bir köyünde buluyor. Kızını bulmak için çıktığı yolculuk kısa sürede çok daha büyük bir komplonun içine dönüşüyor.

Oyunun açılışı bu açıdan oldukça başarılı. Chris Redfield neden böyle davrandı? Mia gerçekten öldü mü? Rose neden kaçırıldı? Ethan'ın kendisini bulduğu bu köyde neler oluyor? Village, ilk saatlerinde bu soruların cevaplarını vermek yerine yenilerini ekleyerek oyuncunun merakını canlı tutmayı başarıyor. Chris'in hikâye boyunca zaman zaman yeniden karşımıza çıkması da bu belirsizliği destekliyor. Ardından Lady Dimitrescu, kızları, Mother Miranda ve köyün dört lorduyla tanıştığımızda Resident Evil Village'ın kendine özgü dünyası ortaya çıkmaya başlıyor.
Capcom burada Resident Evil 7'deki Baker ailesine benzer bir yapı kurmuş. Karşımızda ortak bir liderin etrafında toplanmış, birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip bir grup var. Ancak bu kez tek bir ev yerine koca bir köy ve birbirinden farklı temalara sahip bölgeler kullanılıyor. Vampirlerden kurt adamlara, gotik korkudan biyolojik deneylere kadar farklı korku anlayışları aynı hikâyenin içerisinde bir araya geliyor. Bu çeşitlilik, Village'ın hikâyesini sürekli hareket halinde tutan en önemli unsurlardan biri.
Ethan Winters'ın karakter problemi
Resident Evil Village'ın hikâyesinde beni en fazla rahatsız eden nokta ise Ethan Winters'ın karakter yazımı. Resident Evil 7'de sessiz ve tepkisiz bir karakter olması belli ölçüde anlaşılabilirken Village'da artık yaşadığı onca olayın ardından çok daha deneyimli bir Ethan görmeyi bekliyorsunuz. Buna rağmen karakter, başına gelen olayların ağırlığını çoğu zaman yeterince yansıtmıyor.

Karısının öldürüldüğünü düşünüyor, çocuğu kaçırılıyor, daha önce hiç görmediği yaratıklarla mücadele ediyor ve bütün bunların ortasında son derece sıra dışı olaylarla karşılaşıyor. Buna rağmen verdiği tepkiler çoğu zaman şaşırtıcı derecede sakin. Özellikle oyunun dramatik bölümlerinde bu durum daha fazla hissediliyor.
Capcom'un Ethan'ın hikâyesini bir sonuca bağlamak istediği açık ancak karakter gelişimi ve diyaloglar bu dramatik yapıyı taşıyacak kadar güçlü değil.
Burada Capcom'un geçmişine bakınca da ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Şirket, son yıllarda Resident Evil karakterlerine geçmişe kıyasla daha fazla kişilik kazandırmaya çalışıyor. Ancak Chris Redfield gibi onlarca yıldır serinin içerisinde bulunan karakterlerin dahi farklı oyunlarda tasarım ve kişilik açısından büyük değişimler geçirdiğini düşünürsek, Village'ın bu konudaki çabasını bir geçiş dönemi olarak değerlendirmek mümkün. Karakterler artık yalnızca hikâyeyi ilerleten figürler değil; fakat Capcom henüz onları gerçekten yaşayan karakterlere dönüştürme konusunda istediği noktaya ulaşmış değil.
Resident Evil Village ve serinin lore'u
Village'ın hikâye açısından en başarılı taraflarından biri ise Resident Evil evreninin geçmişini yeniden kullanması. Oyunun ilerleyen bölümlerinde Mold'un kökeni, Mother Miranda, Megamycete ve Umbrella'nın kuruluşuyla ilgili bağlantılar ortaya çıkıyor. Özellikle Spencer'ın geçmişi ve Miranda ile olan ilişkisi üzerinden yapılan göndermeler, serinin eski oyunlarını takip eden oyuncular için önemli.

Bu bağlantılar Resident Evil Village'ın bağımsız bir hikâyeden fazlası olduğunu hissettiriyor. Geçmişte birbirinden kopuk görünen bazı olayların aynı evren içerisinde anlam kazandığını görmek serinin uzun süredir takip eden hayranları açısından değerli.
Üstelik Capcom'un vampirler, kurt adamlar ve gotik korku gibi unsurları Resident Evil evrenine dahil etmesi, serinin yıllardır sıkışıp kaldığı biyolojik silah temasının dışına çıkabilmesi açısından da önemli.
Sorun, bu hikâye bağlantılarının önemli bölümünü sinematik anlatım yerine belgelerden ve yazılı içeriklerden öğrenmemiz. Village'ın hikâyesinde oldukça önemli olan bazı bilgiler oyuncunun karşısına doğrudan dramatik sahneler halinde çıkmak yerine okunması gereken belgeler olarak geliyor. Yine de serinin geçmişinin yeniden anlamlandırılması, Resident Evil 5 ve 6 dönemindeki dağınık hikâye yapısından sonra olumlu bir gelişme.
Resident Evil 4 etkisi
Resident Evil Village'ın Resident Evil 4'ten ne kadar etkilendiğini anlamak için oyunun ilk bölümüne bakmak bile yeterli. Karlarla kaplı Avrupa köyü, yerel halk, kilise ve tarikat atmosferi, köy meydanındaki büyük çatışma, hazine sistemi ve tüccar karakteri gibi pek çok unsur doğrudan Resident Evil 4'ü hatırlatıyor. Capcom'un Village'da Resident Evil 4'ün formülünü birebir tekrar etmek yerine onu daha modern ve keşif odaklı bir yapıya dönüştürdüğünü söylemek mümkün.

Duke da bu noktada önemli bir örnek. Resident Evil 4'teki Merchant'ın doğrudan kopyası değil ancak benzer bir işlev üstleniyor. Silah satın alıyor, silahları geliştiriyor, üretim malzemeleri sağlıyor ve hikâyenin bazı bölümlerinde oyuncuya bilgi veriyor. Üstelik Duke, Merchant'a göre hikâyenin kendisine daha fazla dahil olan ve daha belirgin bir karakter olarak tasarlanmış.
Village'ın asıl başarısı ise Resident Evil 4'ten aldığı bu fikirleri kendi haritasına yedirmesi. Köy, oyunun merkezi olarak tasarlanmış. Yeni anahtarlar ve ekipmanlar elde ettikçe daha önce ulaşamadığımız alanlara geri dönüyor, kestirme yollar açıyor, hazineler buluyor ve karakterimizi geliştirmek için kaynak topluyoruz. Bu yapı açık dünya değil ve iyi ki de değil. Günümüzde pek çok oyunun yalnızca büyük görünsün diye devasa haritalar oluşturduğu düşünüldüğünde Village'ın daha küçük ama anlamlı bir keşif alanı sunması oldukça yerinde.
Resident Evil Village'daki dört lord
Oyunun ana yapısı dört lord ve onların kontrol ettiği bölgeler üzerinden ilerliyor. Her bölgenin kendine ait atmosferi, düşmanları ve oynanış yaklaşımı bulunuyor. Bu yapı Village'ın tekdüzeleşmesini engelliyor ancak aynı zamanda bölümlerin kalite açısından birbirinden ciddi biçimde ayrılmasına neden oluyor.
Lady Dimitrescu ve Dimitrescu Şatosu

Lady Dimitrescu, Village'ın tanıtım kampanyasının en çok öne çıkan karakteriydi. Ancak oyunu tamamladıktan sonra geriye dönüp baktığımda Dimitrescu Şatosu'nun Lady Dimitrescu'nun kendisinden daha başarılı tasarlandığını düşünüyorum. Şato, klasik Resident Evil atmosferinin izlerini taşıyor; kilitli kapılar, birbirine bağlanan odalar, gizli geçitler ve farklı alanları birbirine bağlayan keşif yapısı serinin ilk oyunlarını hatırlatıyor.
Moroaica isimli düşmanlar ve uçan Samca'lar bölgedeki tehdit çeşitliliğini artırıyor. Lady Dimitrescu ve kızlarıyla yaşanan kovalamacalar ise ilk karşılaşmalarda oldukça etkileyici. Buna karşın boss savaşlarının kendisi beklentiyi tam olarak karşılamıyor. Tanıtımlarda ve oyunun ilk saatlerinde bu karakterlere yüklenen önem düşünüldüğünde karşılaşmaların daha yaratıcı ve daha uzun süre akılda kalıcı olmasını beklerdim.
House Beneviento
Village'ın en başarılı bölümlerinden biri Beneviento bölgesi. Burada oyun bir anda aksiyonu geri plana itip psikolojik korkuya yöneliyor. Silahlarımızı kullanamadığımız bölümde kaçış, keşif ve çevreyi inceleme ön plana çıkıyor. Bu tercih, oyunun geri kalanındaki çatışma ağırlıklı yapıya güçlü bir kontrast oluşturuyor.

Beneviento'nun evi, Resident Evil serisinin zaman zaman denediği doğaüstü korku fikrini en belirgin biçimde kullandığı bölümlerden biri. Resident Evil 7'de de benzer unsurlar vardı ancak burada atmosfer çok daha yoğun. Bölümde karşılaştığımız dev yaratık da Village'ın en rahatsız edici tasarımlarından biri. Tek sorun, otomatik kayıt sistemi nedeniyle oyunun oyuncuya eski Resident Evil oyunlarındaki kadar çaresiz hissettirememesi. Ölümün bedeli düşük olduğunda korkunun bir kısmı da ister istemez kayboluyor.
Moreau'nun bölgesi
Moreau'nun bölgesi ise oyunun en fazla potansiyel harcayan bölümlerinden biri. Bataklık, göl, mutant yaratıklar ve Moreau'nun kendisi oldukça iyi bir temel oluşturuyor. Ancak bölüm diğer lordların alanlarına kıyasla kısa sürüyor ve karakterin potansiyeli yeterince değerlendirilmiyor.

Moreau'nun bölgesinde daha uzun bir keşif bölümü, temaya uygun farklı düşmanlar ve daha yaratıcı bir boss karşılaşması görmek isterdim. Özellikle göl ve mutant canlılar üzerinden daha farklı fikirler üretilebilecekmiş gibi duruyor. Üstelik bu bölümde aksiyonun yoğunlaştığı anlarda yaşanan performans düşüşleri de dikkat çekiyor.
Heisenberg ve fabrika
Oyunun son büyük bölgesi Heisenberg'ün fabrikası. Burada Village'ın aksiyon tarafı iyice öne çıkıyor. Metal ve biyolojik unsurların birleşiminden oluşan düşmanlarla mücadele ediyor, dar koridorlarda ilerliyor ve bazı düşmanların zayıf noktalarını hedefleyerek savaşmak zorunda kalıyoruz.

Fabrika aynı zamanda klasik Resident Evil final bölgelerinin izlerini taşıyor. Deneylerin yapıldığı laboratuvarlar, biyolojik silahlar ve hikâyenin bazı soru işaretlerinin cevaplanması gibi unsurlar serinin alışılmış final atmosferini yeniden kuruyor. Buna karşın bölüm ilerledikçe biraz fazla uzamış hissi veriyor. Moreau'nun bölgesinde eksik kalan içeriğin bir kısmının burada kullanılmış olması, oyunun genel dengesini daha da bozmuş.
Resident Evil Village oynanışı nasıl?
Resident Evil Village, Resident Evil 7'nin birinci şahıs kamera sistemini koruyor ancak oynanışın aksiyon tarafını belirgin biçimde genişletiyor. Capcom da oyunun geliştirme sürecinde daha yüksek aksiyon dozunu özellikle vurgulamıştı. Silahların kullanımı hâlâ ağır ve kontrollü; dar alanlar, görüşü engelleyen nesneler ve düşmanların oyuncuya yaklaşma biçimi gerilimi canlı tutuyor. Ancak Village'da artık kendimizi savunmak için çok daha fazla seçeneğimiz var.
Duke üzerinden silahlarımızı geliştirebiliyor, yeni silahlar satın alabiliyor ve çeşitli yemeklerle Ethan'ın özelliklerini artırabiliyoruz. Bunun için köyün çevresinde avlanmak ve belirli hayvanları bulmak gerekiyor. Bu sistem keşfi doğrudan ödüllendiriyor.
Haritada daha önce gördüğünüz ancak ulaşamadığınız bir bölgeyi daha sonra yeni bir ekipmanla açmak, oyunun sonuna kadar köyü araştırmak için yeterli motivasyonu sağlıyor.
Oyunun çatışma sistemi ise oyuncunun lehine olacak şekilde zaman içerisinde değişiyor. Başlangıçta sınırlı kaynaklarla mücadele ederken ilerleyen bölümlerde daha güçlü silahlara ve daha fazla mühimmata sahip oluyoruz. Bu nedenle Village'ın korku hissi oyunun ilerleyen aşamalarında giderek azalıyor. Normal zorlukta oynarken mühimmat ve sağlık konusunda ciddi bir sıkıntı yaşamadığım için özellikle oyunun ikinci yarısında düşmanların ilk saatlerdeki tehditkâr yapısını kaybettiğini hissettim.
Envanter sistemi Resident Evil 4 kadar başarılı değil
Resident Evil Village, Resident Evil 4'ün envanter sistemini de kullanıyor. Silahlar, mühimmat, sağlık malzemeleri ve kaynaklar belirli bir alan içerisinde yerleştiriliyor. Ancak envanteri genişletmek oldukça kolay olduğu için sistemin yarattığı baskı Resident Evil 4'teki kadar güçlü değil.

Resident Evil 4'te sınırlı taşıma alanı nedeniyle envanteri düzenlemek neredeyse oyunun kendi içerisinde küçük bir bulmacaya dönüşüyordu. Village'da ise birkaç geliştirmeden sonra bu problem büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Sistem işlevini yerine getiriyor ancak Resident Evil 4'teki kadar karakterli bir mekanik haline gelemiyor.
Resident Evil Village korkutucu mu?
Village'ın korku anlayışı Resident Evil 7'den farklı. Resident Evil 7 daha küçük, kapalı ve klostrofobik alanlar üzerinden ilerlerken Village korkuyu farklı türlere bölüyor. Dimitrescu Şatosu gotik korkuya, Beneviento psikolojik korkuya, Moreau bölgesi yaratık ve beden korkusuna, Heisenberg'ün fabrikası ise daha çok aksiyon ve bilimkurgu tarafına yaslanıyor.

Bu çeşitlilik oyunun güçlü taraflarından biri ancak aynı zamanda korku atmosferinin tutarlılığını da zayıflatıyor. Bir bölümde gerçekten savunmasız hissederken birkaç saat sonra güçlü silahlarla düşmanların üzerine yürüyebiliyorsunuz. Normal zorluk seviyesinde mühimmatın yeterli olması da bu değişimi hızlandırıyor. Bu nedenle Village'ın gerçek anlamda gerilimli bir deneyim yaşatmasını isteyen oyuncular için daha yüksek zorluk seviyeleri daha uygun.
Eski Resident Evil oyunlarında kayıt sistemi de korkunun önemli bir parçasıydı. Sınırlı kayıt imkanının yarattığı risk, tek bir güçlü düşmanın bile oyuncunun bütün planını bozabilmesini sağlıyordu.
Village'da otomatik kayıt sistemi nedeniyle bu gerilim büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda. Daktilolar hâlâ oyunda bulunuyor ancak artık daha çok serinin geçmişine yapılan bir gönderme gibi çalışıyor.
Keşif ve bulmacalar
Village'ın keşif sistemi başarılı. Köy, oyunun başından sonuna kadar tekrar tekrar ziyaret ettiğimiz bir merkez görevi görüyor. Yeni anahtarlar, ekipmanlar ve boss savaşlarından sonra elde edilen nesneler sayesinde daha önce ulaşamadığımız bölgelere geri dönüyoruz. Bunun yanında hazineler, av hayvanları ve silah geliştirme malzemeleri keşif için sürekli bir motivasyon sağlıyor.

Bulmaca tarafı ise aynı seviyede değil. Özellikle Dimitrescu Şatosu'nda karşılaştığım bazı bulmacalar çevreyle yeterince doğal biçimde bütünleşmiyor. Bazı durumlarda çözüm, oyunun genel mantığından çok geliştiricinin oyuncudan beklediği belirli bir etkileşimi bulmaya dayanıyor. Çevre etkileşimlerinde de zaman zaman benzer bir problem var; almak istediğiniz nesnenin doğru açısını bulmak için ileri geri hareket etmek zorunda kaldığınız anlar oyunun genel cilasıyla tezat oluşturuyor.
Grafikler ve RE Engine
Resident Evil Village'ın en güçlü taraflarından biri teknik sunumu. Capcom'un RE Engine'i karakter modelleri, çevre detayları, ışıklandırma, animasyonlar ve efektler konusunda oldukça başarılı bir iş çıkarıyor. Özellikle köy tasarımında kullanılan ayrıntılar atmosferin oluşmasında büyük rol oynuyor.
Kar altında kalan evler, taş duvarlar, ahşap yapılar, tarım araçları, mutfak eşyaları, kurutulmuş sebzeler ve çevrede bırakılmış günlük yaşam nesneleri köyün gerçekten kullanılmış olduğu hissini yaratıyor. Doğu Avrupa atmosferi bu detaylarla güçleniyor. Kar yağışı, puslu hava, gün ışığının değişimi ve kapalı alanlara girdiğimizde gözümüzün karanlığa alışması gibi küçük görsel efektler de atmosferi destekliyor.

Karakter ve düşman modellerinde de benzer bir özen var. Kurt adamların hareketleri, saç ve kumaş animasyonları, özellikle oyunun son bölümlerindeki mekanik-biyolojik düşmanların tasarımları görsel açıdan oldukça başarılı. Ancak bazı detaylar bu yüksek kalite seviyesinin altında kalıyor. Kapı ve çekmece açarken kullanılan etkileşimlerin basitliği, bazı anahtarların havada kullanılıyormuş gibi görünmesi ve dudak senkronizasyonundaki tutarsızlıklar dikkat çekiyor. Duke gibi hikâyede önemli rol üstlenen bir karakterin konuşmalarındaki dudak hareketlerinin yeterince başarılı olmaması da bu nedenle daha fazla göze batıyor.

Silah değiştirme animasyonu da benzer biçimde garip. Özellikle hızlı silah değiştirildiğinde ortaya çıkan animasyon, karaktere görünmez bir üçüncü kol yardım ediyormuş hissi yaratıyor. Tek başına önemli bir problem değil ancak oyunun genel görsel kalitesi bu kadar yüksekken küçük kusurlar daha kolay fark ediliyor.
Resident Evil Village PS5 performansı
Resident Evil Village'ı PlayStation 5 üzerinde Ray Tracing açık, HDR kapalı şekilde oynadım. Genel olarak oyun teknik açıdan oldukça başarılı. RE Engine'in karakter ve çevre detayları, ışıklandırma sistemi ve efektleri yeni nesil donanımın gücünü iyi kullanıyor.
Capcom'un PlayStation 5 sürümü için hedeflediği teknik yapı da oldukça iddialıydı; şirket, Ray Tracing etkin durumdayken 4K HDR ve 45 fps, standart modda ise 4K HDR ve 60 fps hedeflerini belirtiyor.
Ayrıca PS5 sürümünde adaptif tetikler ve haptik geri bildirim desteği bulunuyor. Benim deneyimimde oyunun genelinde ciddi teknik problemlerle karşılaşmadım. Buna karşın özellikle köy bölümünde texture'ların geç yüklenmesi zaman zaman dikkat çekiyor. Çok hareketli sahnelerde nadiren yaşanan FPS düşüşleri de oyunun teknik açıdan tamamen kusursuz olmadığını gösteriyor.
Sesler ve müzikler
Resident Evil serisinin geçmişinde müziklerin çok özel bir yeri vardı. İlk oyunların müzikleri, grafiklerin ve oynanışın tek başına sağlayamayacağı gerilim hissini yaratmak konusunda önemli bir rol üstleniyordu. Ancak Resident Evil 4 sonrasında seri aksiyona ve daha sinematik bir yapıya yöneldikçe müziklerin atmosfer üzerindeki ağırlığı da azaldı.
Village'da çevresel ses tasarımı çok daha ön planda. Rüzgâr, kargalar, akan su, ahşapların gıcırtıları ve kapalı alanlardaki küçük sesler atmosferi güçlendiriyor. Bu tercih oyunun gerçekçilik hissine katkıda bulunuyor ancak eski oyunlardaki gibi bölgeyle özdeşleşen, yıllar sonra bile hatırlanabilecek müziklerin eksikliği hissediliyor.

Seslendirme tarafında ise seri yıllar içerisinde önemli bir gelişim gösterdi. Village'daki karakterlerin büyük bölümü seslendirme performansları sayesinde daha belirgin kişiliklere kavuşuyor. Sorun daha çok bu karakterlere verilen diyalogların kalitesinde. Özellikle Ethan'ın replikleri, oyunun kurduğu dramatik atmosferi zaman zaman zayıflatıyor.
Resident Evil Village boss savaşları
Resident Evil Village'daki boss savaşları genel olarak oyunun en zayıf noktalarından biri. Dört lordun her biri görsel ve tematik olarak birbirinden farklı olsa da bu farklılık savaş mekaniklerine her zaman yeterince yansımıyor.
Lady Dimitrescu'nun karşılaşmaları görsel olarak etkileyici ancak mekanik açıdan basit. Beneviento zaten geleneksel bir boss savaşı sunmuyor. Moreau'nun karşılaşması karakterin potansiyeline göre kısa kalıyor. Heisenberg daha farklı bir savaş yapısı sunuyor ancak oyunun genel atmosferinden ciddi biçimde ayrılıyor. Final boss Mother Miranda ise daha zorlayıcı olsa da Resident Evil serisinin unutulmaz final karşılaşmaları arasına girecek kadar yaratıcı değil.
Özellikle oyunun başından beri mistik ve gotik bir atmosfer kurulduktan sonra finalde karşılaşılan tehdidin tasarımı daha Resident Evil'a özgü bir noktaya taşınabilirdi.
Chris Redfield bölümü
Finale doğru Ethan'dan Chris Redfield'a geçtiğimiz bölüm, Village'ın en belirgin aksiyon sekansı. Güçlü silahlar, bol miktarda mühimmat ve çok sayıda düşmanla karşılaştığımız bu bölüm, oyunun önceki kısımlarındaki savunmasızlık hissinin tam tersini yaratıyor.

Bir anlamda oyuncuya nefes aldıran bir bölüm. Chris'in sahip olduğu ekipmanlar sayesinde düşmanların üzerine daha rahat gidebiliyor, çok daha güçlü bir karakter hissi yaşıyoruz. Buna rağmen geliştiriciler bazı noktalarda ilerlemeyi sınırlandırarak oyuncunun tamamen serbestleşmesine izin vermiyor. Yine de tempo açısından başarılı ve oyunun finaline yaklaşırken farklı bir oynanış deneyimi sunuyor.
Resident Evil Village ne kadar sürüyor?
Resident Evil Village'ın ana hikâyesi yaklaşık 10-11 saat içerisinde tamamlanabiliyor. Bu süre oyunun yapısıyla oldukça uyumlu çünkü Village açık dünya bir oyun değil. Ana hikâye akıcı ilerliyor; buna karşılık köyü keşfetmek, hazineleri bulmak, silahları geliştirmek ve gizli alanları araştırmak isteyen oyuncular için ek içerikler bulunuyor.

Hikâyeyi tamamladıktan sonra açılan The Mercenaries modu da oyuna tekrar dönmek için bir neden oluşturuyor. Farklı zorluk seviyeleri ve açılabilir silahlarla birlikte Village, yalnızca tek seferlik bir hikâye deneyimi olmaktan çıkıyor.
Resident Evil Village, Resident Evil 7'den daha mı iyi?
Village, Resident Evil 7'nin doğrudan devamı olmasına rağmen iki oyun arasında belirgin bir ton farkı bulunuyor. Resident Evil 7 daha küçük ölçekli, daha klostrofobik ve daha korku odaklı bir deneyim. Village ise daha büyük, daha çeşitli ve daha aksiyon ağırlıklı.

Resident Evil 7'nin Baker ailesi etrafında kurduğu korku daha tutarlı. Village ise korkuyu farklı türlere bölerek çeşitlilik yaratıyor. Bu nedenle hangisinin daha iyi olduğu biraz oyuncunun beklentisine bağlı. Saf korku arayanlar Resident Evil 7'yi daha başarılı bulabilirken, daha fazla keşif, silah, düşman ve oynanış çeşitliliği isteyenler için Village daha doyurucu.
Resident Evil Village'ın en büyük problemi
Village'ın parçalarını tek tek değerlendirdiğinizde oldukça kaliteli bir oyun ortaya çıkıyor. Atmosfer başarılı, grafikler güçlü, keşif eğlenceli, harita tasarımı iyi, silah geliştirme sistemi çalışıyor ve hikâye merak uyandırıyor. Dört lord da birbirinden farklı temalar sunuyor.
Ancak bütün bu parçalar bir araya geldiğinde oyunun bazı bölümleri olması gerekenden daha yüzeysel kalıyor. İlgi çekici bir karakter tanıtılıyor ama birkaç saat sonra hikâyeden çıkıyor. Çok güçlü bir atmosfer kuruluyor ancak bölüm beklenenden kısa sürüyor. Büyük bir tehdit olarak sunulan boss ise oldukça basit bir savaşla ortadan kaldırılıyor.
Village'ın genelinde bu hissi almak mümkün: Sanki bazı fikirlerin üzerine biraz daha gidilse çok daha büyük ve etkileyici bir Resident Evil ortaya çıkabilirmiş. Özellikle Resident Evil 7 ve Village'ın birer ana seri oyunu olmalarına rağmen zaman zaman birer yan hikâye gibi hissettirmeleri bu nedenle dikkat çekiyor.

Sonuç: Resident Evil Village alınır mı?
Resident Evil Village kusursuz bir Resident Evil değil. Ancak Capcom'un seriyi yeniden konumlandırma çabasının başarılı örneklerinden biri. Resident Evil 7 ile korkuya geri dönen seri, Village'da daha geniş bir macera yaratmayı deniyor; Resident Evil 4'ün keşif ve aksiyon anlayışını, Resident Evil 7'nin birinci şahıs kamera sistemini ve serinin klasik hayatta kalma korkusu unsurlarını aynı yapıda bir araya getiriyor.
Sonuçta ortaya saf bir korku oyunu çıkmıyor. Aynı zamanda tam anlamıyla bir aksiyon oyunu da değil. Village'ın en güçlü tarafı da tam olarak bu iki yaklaşımın arasında durabilmesi. Atmosferi, görsel sunumu, keşif yapısı ve serinin geçmişiyle kurduğu bağlantılar oldukça başarılı. Buna karşılık Ethan Winters'ın karakter yazımı, bazı boss savaşları, bulmacalar ve bölümler arasındaki kalite farkları oyunun potansiyelini aşağı çekiyor.
Yine de Resident Evil'ın yıllar önceki haline birebir dönmesini beklemek artık gerçekçi değil. Capcom uzun süredir seriyi modernleştirmeye çalışıyor ve Resident Evil 5 ile 6'nın aksiyon ağırlıklı yaklaşımı düşünüldüğünde Village'ın geldiği nokta çok daha dengeli. Eski oyunların atmosferini özlüyor olsam da Resident Evil Village, serinin geçmişine körü körüne dönmek yerine yeni bir kimlik oluşturmaya çalışmasıyla daha doğru bir yolda duruyor.
Kısacası Resident Evil Village, korku ile aksiyon arasındaki dengeyi her zaman kusursuz kuramasa da güçlü atmosferi, başarılı teknik altyapısı, keşif yapısı ve serinin geçmişiyle kurduğu bağlantılar sayesinde modern Resident Evil döneminin önemli oyunlarından biri. Eksikleri belirgin, bazı fikirleri yarım kalmış ve daha fazlasını yapabilecekmiş hissi veren bir oyun. Fakat bütün bunlara rağmen Village, Resident Evil 7'nin açtığı yolu genişleten ve serinin geleceği için ilginç kapılar açan başarılı bir survival horror deneyimi.

