Mixtape İnceleme
Buram buram nostalji kokan Mixtape, abartıldığı kadar başarılı bir oyun mu? 90'ların o günlerine dönerken nostaljinin ne kadarının kaldığını inceledik.
Geçen sosyal medyada 90’larda çocuk olmakla ilgili bir videoya denk geldim. Arkadaşlarla kıyıda köşede yapılan sohbetler, mahalle maçları, herkesin elinde dolaşan lazerler, kalemle kaset sarma, bisiklet jantına takılan boncuk süsler ve dahası… Videoyu izlerken tüm bunları yaşadığım aklıma geldi ve kendimi kısa bir an da olsa nostaljik duygular içerisinde buldum. Arkada çalan Forever Young şarkısı, bir yanda o günlere duyulan özlem, diğer yanda ise kısa süreli bir dopamin etkisi.
İşte son dönemin en çok ses getiren oyunlarından biri olan Mixtape’in özeti bu. Bu nostalji hissinden besleniyor ve bunu aslında iyi yapıyor. Birçoğu Amerika’da yaşayan gençler için özel olacak duygular, çok iyi bir şarkı listesiyle sunulmuş.
Aslında aynı şey her dönem için geçerli. Geçmişe dönüp baktığımızda yaşadığımız sevinçler, hayal kırıklıkları, büyümenin ve ergenliğin getirdiği o sancılı süreç ya da en utanç verici anların bile şu anda size çok komik gelebiliyor oluşu… Emin olun, bundan 20 yıl sonra bu yıllarda çocuk olanlar da aynı nostaljiyi hissedecek.
Büyümenin, eskiye özlemin ve bu hislerin hiçbiri bize özel duygular değil. Bu da onları herkes için özel kılıyor.
Oyunda, bir müzik süpervizörü olmak isteyen Stacy ve iki arkadaşının hikâyesine tanıklık ediyoruz. New York’a gitmek üzere olan Stacy’nin arkadaşlarıyla vedalaşma hikâyesi, her dönüşte bir anıyı hatırladıkları nostaljik bir anlatıya dönüşüyor. Stacy bu hikâyeyi aslında bize anlatıyor; bunun için zaman zaman dördüncü duvarı yıktığı bir anlatım tercih edilmiş.
Açıkçası oyunun anlatısı oldukça kuvvetli. Başta çok sıradan gibi gelse de bu basit hikâye, kısa sürede oyuncuyu içine çekecek bir formülle hazırlanmış. Muhtemelen kaykay yerine mahalle maçları, çelik çomak ya da sık sık zinciri atan bir bisiklet olsaydı daha çok etkilenirdim diye düşünüyorum. Çoğu Amerikan kültürü üzerine şekillendiği için, daha çok filmlerden izlediğimiz kadarıyla bir nostalji hissine kapılıyorsunuz. Bu noktada batılı bir oyuncunun bu hikâyeden daha çok etkilenmesini de anlıyorum.

Stacy’nin hayalindeki mesleği de göz önüne aldığımızda, arkadaşlarıyla geçirdiği bu son günü bir film gibi kurguluyor. Her sahne için farklı bir şarkı seçiyor, anılarını anlatıyor ve yorumlarda bulunuyor. Abartma sanatıyla süslenen bu nostalji hissiyatı, müzik seçimiyle birlikte zaman zaman masalsı bir anlatıya dönüşmüş. Oyunun müzik seçkisi de gerçekten çok iyi. Kısacası Mixtape’in müzik süpervizörü iyi bir işe imza atmış.
Oynanış tarafına geçtiğimizde açıkçası elde tutulur pek bir şey yok. Mixtape’e bir oyundan ziyade interaktif bir film benzetmesi bence daha çok yakışırdı. Zaman zaman Stacy’yi yönlendirdiğimiz ama sadece analoğu ileri itip X’e bastığımız sekanslar mevcut. Anlatının çok daha ayyuka çıktığı ve sonucu pek etkilemeyen küçük Quick Time Event sahnelerine de yer verilmiş.
Açıkçası oynarken büyük bir fırsatın tepildiği hissiyatına da kapıldım. Şimdi aranızda eminim bilmeyenler vardır: Nintendo’nun Rhythm Heaven isimli bir serisi var. Bu bir ritim oyunu ve sadece birkaç tuşa basıyormuşsunuz gibi gözükse de inanılmaz eğlenceli, zaman zaman sizi zorlayan bir dinamizme sahip. Mixtape yapımcıları bu kadar basit ve bence kötü bir oynanış yerine, hikâyeyi çok daha farklı bir ritim oyununa çevirebilirmiş.

Oyunun teması, karakter mottosu ve genel işleyişine de çok uygun bir tema yakalanabilirmiş. En azından ben oynarken sık sık bu hisse kapıldım. Suda taş yüzdürdüğümüz ya da beyzbol oynadığımız sekanslar, kısacası oyunda pek de oyun gibi hissettirmeyen her nokta, çok iyi bir ritim oyununa çevrilebilirmiş. Müzik oyunun her anını şekillendirse de Mixtape tam anlamıyla bir oyun gibi hissettirmiyor.
Son olarak oyunun görselliğinden bahsedeyim. Mixtape, düşük kare geçişleri ve animasyon estetiğine sahip bir oyun. Etraftaki objeler gayet akıcı bir ritme sahipken, karakterler daha düşük kare hızında hareket ediyor.
Mesela şu odada dönen pervaneye bakın; gayet normal bir akışa sahip. Ana karakterimiz ise etrafına göre daha düşük kare hızında hareket ediyor. Özetlemek gerekirse, Spider-Verse filmlerini anımsatan bir teknik kullanılmış.
Karar
Sonuç olarak dediğim gibi Mixtape, benim için çok iyi bir anlatıya, görselliğe ve müziklere sahip olan ama oynanış tarafında çok kötü olan bir yapım. Oynanış ya da görsellik açısından çok büyük bir yenilik sunmuyor; sadece iyi bir damardan besleniyor ve oyunculara başta saydığım o nostaljiyi yaşatan sağlam bir anlatıya sahip. Bu türü seviyorsanız yine de keyifli bir üç saat geçireceğinizi düşünüyorum. Ama oyunun aldığı puanları hak ettiğini düşünmüyorum.

