Marvel’s Wolverine inceleme

Video inceleme

Marvel's Wolverine, güçlü sinematik anlatımı ve vahşi oynanışıyla öne çıkıyor. Ancak tekdüze bölüm tasarımı, zayıf yan içerikler, hayal kırıklığı yaratan boss savaşları ve kısa sürede kendini tekrar eden oynanış, Insomniac'ın yeni Marvel oyununu potansiyelinin gerisinde bırakıyor.

Marvel's Wolverine daha çıkmadan sosyal medyada bolca eleştirilen bir oyun. Karakter tasarımları, özellikle kadın karakter tasarımları, mobil oyunlara benzetilen aksiyon sahneleri ve ben 10’le kıyaslanan boss savaşıyla. Hatta bu eleştiriler Insomniac'ın epey bir canını da sıktı.

Marvel's Wolverine İnceleme

Eleştirilerin kesinlikle haklılık payı vardı ama ben bu öfkenin esasen, Sony’nin yakın yıllardaki politikaları; özellikle fiziksel oyun desteğini sonlandırmasının önemli bir payı olduğunu düşündüm. Henüz çıkmamış bir oyunu birkaç sahneyle bu kadar fazla eleştirmek haksızlıktı. Çünkü saatler sürecek oyunda sürpriz bozmak yerine genel bir fikir verecek videolar ve görüntüler paylaşıldığını varsaydım. Fakat Wolverine tüm varsayımlarımı çöpe atan, buzdağının görünen kısmının buzdağının görünen kısmının gerisinde kalan bölümü için de yeterli olduğunu kanıtlayan şok edici vasatlıkta bir oyun.

Insomniac Games bu jenerasyon Sony’nin en verimli stüdyosuydu. Yeni neslin başında Marvel's Spider-Man: Miles Morales geldi, ardından Marvel's Spider-Man Remastered çıktı, araya Ratchet & Clank: Rift Apart girdi ve çok geçmeden Marvel's Spider-Man 2'yi gördük. Büyük bütçeli bir oyun yapmanın artık 7-8 seneyi bulabildiği bir dünyada Insomniac Games imkânsızı başarıyordu ama bu başarının bir bedeli vardı. Ratchet & Clank hakkında neler düşündüğümü daha önceki yazımda anlatmıştım, Spider Man 2 için de şöyle bir inceleme yazısı yayınlamıştım. Bu videolarda eleştirdiğim, değindiğim şeyler Wolverine’de ben burdayım diye bağırıyor artık.

Wolverine Hikâyesi ve Sunumu

Logan'ın Wolverine kimliğini geride bırakmaya çalıştığı ama başlatılan mutant avı sonrası Team X’e geri dönüşüyle açılıyor hikâye. Varlıkları henüz pek bilinmeyen mutantları büyük bir tehlike olarak gören ve yeryüzünden silmeyi hedefleyen Bolivar Trask’a karşı başlatılan mücadele hikâye ilerleyişiyle küresel bir meydan muharebesine dönüşüyor.

Hikâyenin yazımı ve ilerleyişinde hoşuma gitmeyen yönler çok ama sinematik hikâye anlatımı çok iyi. Ara sahneler Wolverine'in en güçlü olduğu yanı. Harcanan özel çaba henüz ilk intibada oynayanı sarmalayacak seviyede.

Marvel's Wolverine

Yıllarca Hugh Jackman’la özdeşleşen Wolverine'in yeni bir yüz, yeni bir ses, yeni bir performansla neye dönüşeceğini en az sizin kadar ben de merak ediyordum. Wolverine denilince benim aklıma daha çok 90’lardaki meşhur X-Men çizgi film serisi ve yine o dönem yayınlanan Todd McFarlane önderliğindeki Spider-Man çizgi roman serisi gelir hep. Hatırımda kalan sert, huysuz, agresif, espriden anlamayan, en ufak fırsatta hayvana bağlayan bir herif. 

Karaktere yüzü ve sesiyle hayat veren Liam McIntyre performansıyla Wolverine’i nefis sırtlamış. Buradaki Wolverine benim hatıralarımdaki gibir ketum değil çok hafif esprili, başkalarının derdiyle dertlenirken kendi iç hesaplaşmasını erteyelen ve yeri geldiğinde mazinin ağırlığıyla yüzleşme yorgunluğunu yansıtan da bir karakter. Ama damarına basarsanız o hepimizin bildiği şeye dönüşüyor. O yüzden aktör sadece bolca öfke ve yıkım gücü sergilemekle kalmıyor performansında; hikâye gelişimiyle yaşanan duygusal değişimlere de çok iyi ayak uydurabilmiş. Son derece detaylı karakter modellemesinin sahneleri vurucu hale getirmekteki rolü büyük. Özetle: doğru aktör seçimiyle başarılı bir Wolverine tasviri var, epey beğendim bu kısmı. 

Bundan sonraki kısımda spoiler vermeden hikâyeyi konuşmak istiyorum. Wolverine’i Wolverine yapan 3 karakter var tüm hikâye boyunca. Sabretooth, Jean Grey ve Nathaniel Essex.

Sabretooth’la olan inişli çıkışlı ilişkisi oyunun iyi işleyebildiği yanlarından biri. Detaylı sinematik sahnelerin gücü ve el ele verdiğimiz görevlerin etkisiyle ikili arasındaki sürtüşme ve tatlı sert kavgaların nereye varacağı, nasıl sonuçlanacağını takip etmek hikâyenin ilgi çekici yanlarından biriydi.

Jean Grey kesinlikle hikâyenin yıldızı. Geçmişi soru işaretleriyle dolu, içten içe hüzünlü ve yalnız; dışında patlamaya hazır bomba Logan'ın tamamlayıcı parçası, dizginleyicisi rolünü çok iyi dolduruyor. Tüm oyun boyunca aralarındaki ilişkiyi takip etmek beni hikâyeye en çok bağlayabilen şeydi. Aceleye getirilmeden, demlenerek oluşturulmuş bir birliktelik var. Insomniac'ın özgün uyarlamasınde karakterlerin gönül ilişkisi X-Men çizgi romanlarında işlenmiş karmaşık ilişkilerinden farklı bir yönde seyrediyor ve bu alternatif hikâyeyi beğendim.

Marvel's Wolverine

Troy Baker tarafından canlandırılan Nathaniel Essex, yani namıdiğer Mister Sinister hikâyenin en güçlü karakteri ve itici gücü olması gerekirken fazlasıyla tahmin edilebilir gelişimi ve sürekli kendini tekrar eden usandırıcı niyetiyle tüm bir senaryonun saman tadında bir şeye dönüşmesine sebep olan kişisi. 

Essex ve senaryonun problemi; Insomniac'ın hikâye anlatılıcılığında yeni ve cesur bir şey denemeye çalışmadan daha önce kullandığı aynı formülü bire bir uygulamasından geliyor. Formül aynı, gidiş yolu çok benzer olduğu için Marvel evreni ve karakterlerini tanımasanız bile olayın nereye varacağını anlıyorsunuz hemen başlarda. Tahmin edilebilir olması bir hikâyeyi tek başına kötü yapmaz tabii, önemli olan sunum, karakterlerin dönüşümü. Fakat bir karakterin ortaya koyduğu niyeti 10 saat boyunca sürekli, aynı yolla anlatmaya çalışmak, diğer karakterlerin de sürekli aynı biçimde buna karşı koymaya çalışması konuyu feci halde sıkıcı hale getirmiş. 

Marvel's Wolverine

Hikâye geliştikçe Wolverine'in mücadelesi dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan bir koşturmacaya dönüşüyor. Ama tüm koşturmacaların sonu niyetini çoktan belli eden senaryo eşliğinde aynı konuşmalara, aynı tartışmalara, aynı çekişmelere, aynı meydan okumalara çıkıyor. Günümüzdeki çoğu oyundan daha kısa 12 - 13 saatte bitebilen bir macera. Süresi gayet ideal olmasına rağmen uzatılmış gibir hissettirmesi, hani oturup en fazla 2 saatte bitmesi gereken bir konunun 10 saat devam etmesi senaryo için büyük kayıp. Hikâyeyi spoiler etmeden bu kadar anlatabiliyorum ama spoiler eşliğinde anlatsaydım buna 1-2 örnek vermek dışında çok bir şey ekleyemezdim. 

Sinematik hikâye sunumu çok iyi seviyede ama senaryonun merkezindeki karakterlere modelleme olarak çok ciddi çaba sarf edilmişken, bu çabanın karakterlerin önemine göre kademeli olarak düşürülmesi ve en nihayetinde NPC’lerin aşırı yapay birer oyun karakteri gibir hissettirmesi beraberinde başka bir problem getirmiş. 

Marvel's Wolverine

Aksiyon ilerlerken karşılaştığınız NPC’lerin, hikâyenin kalbindeki karakterlere göre ruhsuz ve yapay görünmeleri olağan bir şey. Ama senaryonun bir noktada bu NPC’leri önemsenizi isteyen bir yöne girmesi, haliyle bu figüranlardan beklentinizi de değiştiriyor. Sinematik sunumun bu kadar güçlü olduğu yerde ekranda hareketlilik olsun diye konulmuş NPC’lere bir değer biçmeye çalışırsan, oyuncu, açılan makastan dolayı o gönül bağını ne senaryo ne de karakterlerle kuramaz. Wolverine'in senaryo olarak tökezlediği yerlerden birisi burası.

Geçtim NPC’leri, hikâyenin yancı karakterleriyle bile bağ kuramadım. Mesela Debra Wilson’ın canlandırdığı Callisto. Hiçbir özelliği yok, hiçbir etkisi yok.

Kurgudan koparabilecek ayrıntıları bizzat oyunun kendisi işaret ediyor bazen. Mesela Walter diyor ki “abir sana yepyeni bir zırh yapıyorum cayır cayır olacak.” sonra dönüp bakıyorsunuz üstünde herhangi bir montaj noktası bile bulunmayan kostümü vidayla kurcalıyor adam. Hani iğne iplik alıp dikse daha bir anlamı olacak. Güzel bir sunum yapmayacaksan, hiç öyle “abir bak sana güzel bir kostüm yapıyorum ha” diye özel bir şey olacakmış izlenimi vermeyin, ses etmeyin vitrinden gösterip geçin yani. Sinematik sunum dışında kalan yerleri beğenemedim. 

Grafikler ve Performans

Wolverine, PlayStation 5’e özel her oyunda olduğu gibir 2 farklı grafik moduyla geliyor. Performans modunda 60 FPS, Fidelity modunda daha yüksek görüntü kalitesi ve detay eşliğinde 30 FPS. VRR ve 120 Hz ayarları da yine görsel kısımda kurcalayabildiğiniz seçenekler.

Marvel's Wolverine

Savaşlarda bu derece akıcı, tempolu bir yapıya dönüşen, durdurulamaz bir aksiyon vadeden böyle bir oyunu tabii ki baştan sonra 60 FPS’de oynamak icab eder. Fidelity modunda olmamasına rağmen görsel detaylar gayet tatmin ediciydi. Zaten 60 FPS'i tercih ederken görsel tarafta bazı şeylerden feragat ettiğinizi bilerek oynuyorsunuz. Yükleme sahnelerinde gözüme çarpan ufak düşük çözünürlüklü manzaralar dışında bir problemle karşılaşmadım. Ama düşman kalabalığının yaşandığı çok yoğun sahnelerde fps düşüşlerini hissediyorsunuz. Akıcılık her zaman beklediğim seviyede değildi özetle. Bazen de görüntüde kumlanma problemi yaşanıyor.

Wolverine'in yıkıcı gücünü göstermek için çevre etkileşimi ve parçalanabilir nesne konusuna epey bir özen göstermiş Insomniac. Görsel hataların sayısı da buna paralel artmış.

Savaşlar esnasında aldığı hasarın etkisini hem sinematik sahneler hem oyun içinde bedenine çok detaylı biçimde işlenmiş. Bu ayrıntıları görünce Wolverine babanın dirayeti ve yılmaz savaşçılığına olan inancınız da artıyor. Karakterle kurduğunuz bağa önemli bir katkısı var.

Wolverine'in kostümleri de haliyle sert savaşların etkisiyle paçavraya dönüyor, bu ayrıntılar da güzel ama sinematik girince kostüm eski haline geliyor. Oyun zaten bölümler halinde; ben böyle yapay duran bir yenileme yerine bölüm sonuna kadar kıyafetleri biraz daha ağırdan olacak şekilde parçalar bölüm sonunda paçavra halde gösterir sonraki bölümde yeni kıyafetlerini giyerken sunardım. Hatta bunun üzerinden esprili muhabbetler bile dönebilirdi. Hem bedende hem de kostümde yaşanan bu kadar gerçekçi hasarlardan sonra hadi Wolverine'in yenilenme özelliği zaten tamam da kıyafetlerine de bunu yansıtma fikrini hiç beğenmedim. 

Oynanış ve Savaş Sistemi

Açık dünya oyunlardan artık bıkıp usanmış bir oyuncuysanız benim gibi, Wolverine'in derli toplu, neredeyse hiç dağılmayan ilerleyişi ilk intibada şöyle bir “oh bee” dedirtiyor. Abir Konya Ovası kadar büyük bir harita yaptık, içine de incik boncuk doldurduk kafasıyla geliştirilmiş bir oyun değil. Gel gelelim ilerleyiş yöntemi o kadar kalıplara oturtulmuş, o kadar standartlaşmış, o kadar basitleşmiş, o kadar sürprizden ve çeşitlilikten yoksun ki… Tempo, Wolverine'in pençelerini kullanmadığınız çoğu zaman yere çakılıyor. 

Marvel's Wolverine

İşleyiş çok basit bir gezinti, ufak diyaloglar, çevredeki detayları okuma, ardından bir gümbürtüyle başlayan sinematik sunum, pençeleri sağa sola savurmak eşliğinde koşturmaca formülüne sahip. Bu formül bazen basit bir bulmacayla bazen düşmanla kapışma metodunu farklılaştıran anlarla hafif değiştirilmiş ama genel işleyiş değişmiyor.

Wolverine'in en keyifli 1. şiddetli savaşlar 2. oynanışla birleşen sinematik kovalamaca sekansları. Örneğin tanıtım görüntülerinden hatırlayacağınız motorsiklet sahnesi gibir. Çok uzun sürmüyorlar ama hazzı yüksek. İyi gaza getiriyor. 

Açık dünya olmaması benim için çok büyük bir artı ama beklentim Logan'ın yeteneklerini eğlenceli kullanabileceğim bölüm tasarımı odaklı bir yapıydı ki bundan büyük ölçüde yoksun. A noktasından B noktasına ilerleyişte zaman zaman alanlar genişliyor. Hareket kabiliyeti ve saldırı özelliklerimizden bir formül oluşturup oynanış çeşitliliği sunabilecek tek yer bu alanlar ama bu fırsatlar iyi değerlendirilememiş.

Marvel's Wolverine

Geniş bölgelerde ister gizlilikle ilerle istersen Jülyen usulü doğra geç deniyor oyuncuya. Ki son derece sığ gizlilik yerine tabii ki düşman örselemeyi tercih ediyorsunuz.

Dikkatimi çeken bir şey var; gizlilikle ilerleyeyim derken bir yere tırmanmak istiyorsunuz, savaşlar sırasında uçup kaçan, sincap gibir sağa sola tırmanan karakter basit bir çıkıntı, sıradan bir eşyanın üzerine çıkamıyor. Dur şuraya tırmanıp etrafı göreyim diyemiyorsunuz örneğin. Wolverine savaş moduna geçtiğinde ilginçtir aynı mekanda hop hop tırmanmaya başlıyo. Bazı anlarda hoplayıp zıplayabiliyorken, bazı alanlarda gelen bu kısıtlama, sınırları çizili, açık dünya olmayan, daha küçük alanlarda geçen böyle bir oyun için çok anlamsız ve kısıtlayıcı. Wolverine'in yetenek kabiliyeti sadece aksiyon anlarına ve Insomniac'ın önceden tasarladığı tırmanma bölümlerinden ibaret gibir. Bunun dışında kalan alanlarla bir ilginiz olsun istenmemiş. Açık dünya oyun yapmaktan bölüm tasarımına özgü oynanış yapmayı unutmuş sanıyorum Insomniac. 

Son derece basit tırmanışlar ve dümdüz bir orman gezisinde bile karşımıza çıkan sinematik tuşa basmalı sahneler fazlasıyla bayık. Nihayetinde bazı bölümlere eklenmiş ağaçların tepelerinde gezinmenin “evet şu an farklı bir şey yapıyorum” dedirttiği bir ilerleyiş sığlığına dönüyoruz.

Tıpkısının aynısı ilerleyişte oyun alanını doldurmak ve farklı bir şeyler yaptırmak için bulunan metotlar korkunç. Hele ki böyle bir oyundan asla beklemeyeceğim seviyede kötü. Köşe bucağa konulmuş kutuları bulup kaynak toplama, kırmızı ve mavi ışıkları patlatıp deneyim puanı kazanmaca. Şaka yapmıyorum hepsi bu kadar. 

Insomniac tabii ki bu aşırı tekdüzeliğin farkında ve istenen çeşitliliği sağlamak için daha az maliyetli, basit bir yönteme başvurmuş. İlerleyişiniz esnasında karşınıza rüya kapıları çıkıyor. Bu kapılar Logan'ın bir zamanlar yaşadığı kabine götürüyor sizi. Burdan da meydan okumalar için bir başka alana ışınlanıyorsunuz. Meydan okumalar dediğim de 2 türlü. Ya zamana karşı yarıştığınız platforming görevleri var ya da gelen düşman dalgalarını temizlediğiniz dövüş odaklı görevler. Bitirme derecenize göre de kostüm parçaları açabiliyor ya da geliştirmeler için puan kazanıyorsunuz. İsterseniz bu bölümler tekrar oynayabiliyor geriye dönük olarak. Wolverine'in vahşi dövüşlerine doymak için dövüş odaklı meydan okumalar güzel bir fırsat. Böylece karakterin yeteneklerine de eliniz alışıyor. Fakat bu meydan okumalar hep aynı yerde geçiyor. Sürekli aynı karanlık mekandasınız. İlerleyen aşamalarda hiçbir tema farklıliği yok. Burda bile rutine bağlıyor işler. 

Marvel's Wolverine

Şimdiye kadar pek olumlu konuşamadım ama tatlıyı sona sakladım yine. 

Wolverine savaşlarda tam anlamıyla Wolverine. Parçalıyor. Hızlı, agresif, neredeyse durdurulamaz bir karakter. Kontroller oturaklı, karakterin kontrollere tepkisi kusursuz. 

Kare tuşuyla standart saldırı yapıyorsunuz. Kare tuşuna basılı tutarsanız düşmana tekme atıp kendinizden uzaklaştırabilirsiniz. Aynı zamanda düşmanın defansını da kırıyor bu saldırı. Eğer düşman bir yere çarparsa sersemleyip bitirici vuruş yapmaya açık hale geliyor

Üçgen tuşuyla uzak mesafede üzerinde işaret beliren düşmanların üzerine atlayabiliyorsunuz.  L1 ile gelen saldırılara parry yapabiliyor, ateşli silah saldırılarına ve parry yapamadığınız özel saldırılara karşı dodge atma hareketini kullanmanız gerekiyor. Bir de sarı ışıkla gerçekleşen saldırılar var. Buna doğru zamanda parry atabilirseniz yüksek hasarlı bir karşı saldırı gerçekleştirebiliyorsunuz.

Derin bir kombo sistemi yok. Tekme atma ve uzaktan düşmana saldırma dışında kareye spamleyerek gerçekleştirdiğiniz bir saldırı setiniz var. Zaten oyun alanı müthiş hızlı, karmaşık kombolar çıkarak zamanınız yok.

Standart saldırılarınız, L2 tuşu eşliğinde aktifleştirebildiğiniz defansif ya da ataklarınızda avantaj sağlayan ve kendi içinde geliştirilebilen 6 farklı özel yetenekle desteklenmiş.

Tornado Spin yoğun düşman saldırısını dağıtmanızı sağlayan, alan etkili bir saldırı.

Knee Breaker tek bir düşman odaklı, gelen tüm saldırıları geri püskürten bir saldırı

Relentless zor anlarda hızlıca sağlığınızı tazeleyen bir özellik 

Spiral Strike ileri doğru matkap gibir atak yapabildiğiniz, yine düşman baskısını dağıtan, gelişime göre peş peşe 3 kez yapabildiğiniz bir saldırı

Overwhelm düşmanı kucaklayıp ileri doğru taşırken diğer düşmanlara da hasar verebilmenizi sağlıyor

Brutal Assault pençelerinizi peş peşe acımasızca savurup her türden defansı indirmenize yarıyor.

İçinde bulunduğunuz duruma göre kullanabildiğiniz bu yeteneklerin 4 tanesini yanınızda taşıyorsunuz ve dilediğiniz zaman menüden başka özelliği aktif edebiliyorsunuz.

Can barının hemen altında beliren 3 kademeli bir öfke barı var. Saldırılarınızla doldurduğunuz öfke barı farklı kademelerde farklı etkilere sahip. Mesela birinci kademe etkisiz eleman, ikinci kademeye hazırlık gibir. İkinci kademeye çıktığında saldırılarınız kuvvetleniyor ve olur da tüm canınızı yitirirseniz Last Stand halinde öfkenizi harcayıp tekrar savaşmaya devam edebiliyorsunuz. Üçüncü seviyede artık saldırılarınız çok daha etkili ve sarsıntı geçiren ya da az canı kalan düşmanlara kritik atabiliyorsunuz. 

Bir de kontrolümüz dışında kalan, hikâyeye bağlı olarak Wolverine'in öfke nöbeti geçirip sağa sola daldığı anlar tetiklenebiliyor.

Bunlara ek olarak hikâye ilerleyişinde yer yer pençelerinizi kızgın hale getirmenize yarayan variller eklenmiş, bir süreliğine ataklarınıza boost veriyor. Adından dolayı spoiler olabilir diye gösteremediğim bir özellik daha var. Bu özelliği süresi doldukça kullandığınız alan vuran ya da şarj edip uzağa gönderebildiğiniz bir enerji saldırısı olarak düşünebilirsiniz. 

Özetle temel olarak atak yapıyor, saldırıya parry atıyor ya da kaçınıyorsunuz. Nerdeyse Spider-Man oyunlarına benzeyen bir genel işleyiş var. 

Wolverine'in vahşi saldırıları görsel tarafta parçalama animasyonları ve fışkıran vişne sularıyla vurucu biçimde öne çıkarılmış. Herif dikiş makinası gibir. Saldırılar, verdiğimiz hasar, bitirici vuruşlar hem kontrollerde hem de görsel olarak son derece tatmin edici. Wolverine'in parçalayıcı gücünü kontrol etmek doyumsuz bir haz veriyor. Şahane bitirici vuruşlar kadar pençedeki bir kanı silkeleme detayına kadar çeşitli animasyonlarla desteklenmiş Wolverine'in yıkıcılığı. Boğuşmalar esnasında çevredeki nesnelerin yıkılabilirliği de yıkıcılığı pekiştiren önemli bir ayrıntı.

Marvel's Wolverine

Bazı görevlerde yanınızda bir yoldaş oluyor. Bazen sabretooth bazense jean grey. Bunlarla ortaklaşa yaptığınız saldırılar da var. Mesela Jean bir düşmanı kaldırıp bitirici vuruş yapmanız için havada tutuyor ya da gizlilikle ilerleme bölümlerinde düşmanları kilitleyip işlerini sessizce halletmenize yardımcı oluyor. Fakat Jean’le beraber yaptığınız bitirici vuruşların farklı varyasyonları olmaması üzücü. Bir yerden sonra hep aynı animasyonu görüyorsunuz, tut yere çal tut yere çal. 

Kan ziyadesiyle çok ama uzuv parçalanmaları özel vuruşlar dışında çok öne çıkarılmamış. Mesela ileri doğru koşarken kayma hareketi yapıp düşmanların bacaklarını kesip yere serdiğimiz özel bir saldırı muhteşem olabilirmiş. Ya da uzun seçerek özel saldırılar yapsak, ne bileyim bir Dead Space’de düşmanın kolunu bacağını koparmak gibir bir ayrıntı ve buna özgü düşmanlar savaşları dümdüz bir aksiyon yerine biraz daha stratejik bir yapıya bürüyebilirmiş.

Mevcut haliyle keyifli ama bu keyif bir yerden sonra sıradanlaşıyor. Evet müthiş tempolu savaşlar. Evet düşmanlar hızlı ve etkili saldırılarınıza kalkanlarıyla, silahlarıyla karşılık veriyor, akışınızı bozuyor, hikâye ilerleyişiyle savaşlara yaklaşımınızı bir noktada değiştirmeniz gereken farklı tipte düşmanlar geliyor, yeni yetenekler açıyor ve mevcut yetenekleri geliştiriyorsunuz  ama yeniliklerin etkisi çok uzun sürmüypr; temel olarak savaş sistemi başta nasılsa sonda da temelde aynı kalıyor. Açtığınız yetenekler ciddi bir fark oluşturmuyor oyun alanında. Adam parçalamaktan, sağa sola hönkürerek atlamaktan ilallah ettiğiniz bir noktaya geliyor işler. Ne kadar eğlenceli olsa da.

Bir ona dalıyorsunuz bir buna, bir şuna atlıyorsunuz bir bunun dalağını eline veriyorsunuz; hop bir çatıdasınız hop bir bacada, bir ona saplıyorsunuz bir buna, ondan alıyorsunuz diğerine veriyorsunuz, sola atlıyorsunuz, sağa kaçıyorsunuz, defans yapıyorsunuz, saldırıyorsunuz, özel yetenek kullanıyorsunuz… YETER ARTIK YETER 

Marvel's Wolverine

Ve evet bir yerde yeter diyorsunuz. İşin ilginç tarafı oyun duraksayıp yok etraftaki notları okuyayım, yok ses kayıtlarını dinliyeyim, karakterlerle biraz laflayayım diye ilerlemeye başladığında “hadi abi, durmayalım savaşalım” dedirtiyor, ama savaşmaya başladığınızda da “tamam abir zaten 5 saattir böyle asıp kesiyoruz başka ne var” sorusuna yeni düşman tipleri dışında verebileceği yanıt yok. Bu da bizi aynısının daha fazlası olan meydan okumalara getiriyor. 

Karakter gelişimi bir noktada kaynak ve toplanabilir eşya ile birleştirilmiş. Çok ilginç bir karar bu. Oyunda 27 farklı kostüm var, deluxe sürüme sahipseniz bu sayı 32’ye çıkıyor. Bu kostümlerini bazısını topladığınız kaynaklarla açabiliyorsunuz ve açtığınız kostüm sayısına göre karakterin can barı gelişiyor. Aynı zamanda farklı pençeler de seçebiliyorsunuz ama böyle hızlı bir oyun alanında pek de fark edilebilir bir ayrıntı değil.

Seviye atlayarak kazandığımız deneyim puanlarıyla teknik yeteneklerimizi geliştirebiliyoruz. Dodge attıktan sonra ağır saldırı yapma, düşmanının kalkanını kıran kombo özelliğini açma, hareket halindeyken gelen mermileri savruşturma gibir özellikler açabiliyorsunuz. Mesela sersemleyen düşmanı tutup atma var ama bitirici vuruş yapmak varken neden tutup fırlatayım ki, bir kere bile kullanmadım kullanacağım bir ortam olmadı. Özelliklerin çoğunu değerlendirebileceğim bir savaş alanı, stratejik bir şeyler yapabileceğiniz ortam yok zaten çok hızlı gerçekleşiyor her şey. Deli cevat gibir sağa sola dalıp en coşkulu şekilde işlerini bitirmeye bakıyorsunuz. 

Marvel's Wolverine

Bir diğer yetenek ağacı da adaptasyon. Bu kısımdaki yetenekler toplanabilir eşyalardan gelen puanlarla açılıyor. Gelişiminizle 10 yeteneğe kadar aktif edebiliyorsunuz. Çevredeki kutuların yerini gösterme, toplanabilir eşyaları bulma, yaptığınız parry’lerin özel saldırılarınızı daha hızlı şarj etmesi, daha güçlü defans gibir özellikler var.

Beni hayal kırıklığına uğratan bir diğer kısım boss savaşları. Hemen hiçbiri beklediğim coşkuyla geçmedi. Bazı bosslar daha sonra düşman olarak da karşınıza çıkan tipler. Diğerleri arasında 1 hadi final bossu da dahil edersem 2 tanesi gerçekten de hikâyeye göbekten bağlı, savaşmanın bir anlamı ve hedefi olduğu boss savaşlarıydı. Normal savaşlardan farkı belki bir iki özel saldırıdan kaçınmak ve daha uzun bir can barını tüketmeye çalışmak, bunun dışında beklediğim görkemli karşılaşmaları çoğu bossta bulamadım.

Bazı quick time event sahneleri var, kasıtlı olarak yanlış tuşlara bastığım halde bile oyun devam etti. Aman game over olmasın, oyuncu gereksiz yere cezalandırılmasın diye yapılmış herhalde bu kadar basitleştirme. 

Değinmeden geçmek olmaz, dualsense kullanımı başarılı. Sinematik sahnelerde de savaşlarda da duruma, ortama yaptığınız şeye kontrolcünün nimetlerinden faydalanmaya çalışmışlar. Farkını hissettiriyor. 


Karar

Wolverine, belli ki aceleye gelmiş bir oyun. İyi değerlendirilmemiş bir potansiyel var. Günümüz standartlarına göre kısa sayılabilecek, açık dünya yerine daha odaklı bir alana sahip bir oyunun bu kadar tekdüze kalmasına şaşkınım. Sonuçta Sony tarafından desteklenen ve deneyimli bir stüdyo olan Insomniac tarafından yapılmış, isim hakkı sana ait dilediğin gibi at koşturabileceğin güçlü bir karakter var elinde. Beklentim çok daha fazlasıydı. Beni oyunda tutan tek şey Wolverine'in durdurulamaz öfkesini kontrol edebilme keyfiydi. Hız ve güç her zaman eğlendirir ama onun bile sınırları var.