Assassin's Creed Evreni Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Assassin's Creed evreninin temelini oluşturan Suikastçılar, Tapınakçılar, Isu, Animus ve Cennet Parçaları arasındaki ilişkiyi keşfedin. Serinin binlerce yıllık savaşına başlamadan önce bilmeniz gerekenler burada.
Suikastçılar, Tapınak Şövalyeleri, kadim uygarlıklar, doğaüstü güçlere sahip nesneler ve binlerce yıldır devam eden gizli bir savaş… Assassin's Creed serisini yalnızca farklı tarihi dönemlerde geçen aksiyon oyunları olarak değerlendirmek, aslında anlatılan hikayenin önemli bir bölümünü gözden kaçırmak anlamına geliyor. Serinin merkezinde, insanlığın özgür iradesi üzerinde yüzyıllardır devam eden büyük bir mücadele bulunuyor.

Bu nedenle Assassin's Creed oyunlarının hikayesini anlamaya başlamadan önce serinin temel kavramlarını bilmek gerekiyor. Abstergo nedir, Animus nasıl çalışır, Isu kimdir, Cennet Parçaları ne anlama gelir, Suikastçılar ile Tapınakçılar neden savaşmaktadır ve modern dünyadaki karakterler geçmişte yaşayan atalarının anılarına nasıl ulaşabilmektedir?
Bu rehberde Assassin's Creed evreninin temelini oluşturan bu soruların cevaplarını bir araya getiriyoruz. Böylece Altair'den Ezio'ya, Desmond Miles'tan Bayek'e kadar uzanan hikayeleri ve serinin farklı oyunlarında karşımıza çıkan olayları daha kolay takip edebileceğiniz bir altyapı oluşturabiliriz.

Assassin's Creed nedir?
Assassin's Creed, temelde Suikastçılar Kardeşliği ile Tapınakçılar arasındaki binlerce yıllık mücadeleyi anlatan bir oyun serisidir. Ancak bu savaş yalnızca kılıçlarla veya gizli suikastlerle yürütülen bir mücadele değildir. İki tarafın insanlığın geleceğine dair tamamen farklı fikirleri vardır.

Suikastçılar özgür iradenin korunması gerektiğine inanır. İnsanların kendi kararlarını verebilmesini, hata yapma ve doğruyu kendi deneyimleriyle bulma özgürlüğünü savunurlar. Tapınakçılar ise insanlığın kendi haline bırakıldığında kaos ve yıkıma sürükleneceğini düşünür. Onlara göre barış ancak güçlü bir otoritenin insanları kontrol altında tutmasıyla mümkün olabilir.
Bu iki düşüncenin çatışması, Assassin's Creed evrenindeki neredeyse bütün önemli olayların temelini oluşturur. Ancak bu savaşın günümüzdeki taraflarını anlamak için önce Abstergo'ya bakmak gerekiyor.
Abstergo nedir?
Abstergo Industries, Assassin's Creed'in modern zaman hikayesindeki en önemli kurumlardan biridir. Dışarıdan bakıldığında teknoloji, ilaç, iletişim ve çeşitli endüstrilerde faaliyet gösteren devasa bir çok uluslu şirket olarak karşımıza çıkar. Fakat şirketin arkasında Tapınakçıların modern dünyadaki yapılanması bulunmaktadır.

Abstergo'nun amacı yalnızca ekonomik güç elde etmek değildir. Şirket, insanlığın geleceğini kontrol edebilmek ve kendi anlayışına göre daha düzenli bir dünya yaratabilmek için teknolojiden, biyolojiden ve tarih araştırmalarından yararlanır. Bu nedenle Abstergo'nun faaliyetleri Assassin's Creed'in geçmişte geçen hikayeleri ile modern dünya arasındaki bağlantıyı kurar.

Şirketin en önemli çalışmalarından biri ise insanlığın geçmişine ulaşmayı mümkün hale getiren Animus teknolojisidir.
Animus nedir?
Animus, Assassin's Creed evreninin en önemli teknolojilerinden biridir. Cihaz, kişinin genetik hafızasında bulunan atalarına ait anıları yeniden deneyimlemesini sağlar. Böylece modern dünyada yaşayan bir insan, kendi atalarından birinin yüzyıllar önce yaşadığı olayları adeta yeniden yaşayabilir.
Burada önemli bir ayrıntı var: Animus aslında zamanda yolculuk yapmanızı sağlamaz. Geçmişe fiziksel olarak gitmezsiniz; genetik mirasınızda bulunan atalarınızın anılarına erişirsiniz.
İlk Assassin's Creed oyunlarında bu teknoloji sayesinde hem geçmişte yaşayan suikastçıları hem de günümüzde Animus'a bağlanan Desmond Miles'ı takip ederiz. Desmond'ın ataları arasında Suikastçılar Kardeşliği'ne mensup kişilerin bulunması, Abstergo'nun onun genetik hafızasına özellikle ilgi göstermesinin temel nedenidir.

Bu yapı, serinin ilk oyunlarının neden sürekli olarak geçmiş ile günümüz arasında gidip geldiğini de açıklar.
Isu kimdir?
Assassin's Creed evreninin en büyük gizemlerinden biri Isu uygarlığıdır. İnsanlık tarihinden çok daha önce Dünya'da yaşamış gelişmiş bir uygarlık olan Isu, serinin mitolojik ve bilimkurgu unsurlarının kesiştiği noktada yer alır.

İnsanların yaratılmasında da rol oynayan Isu, olağanüstü gelişmiş teknolojilere sahipti. İnsanların Tanrılar, yarı tanrılar ve çeşitli mitolojik varlıklar olarak algıladığı bazı figürlerin arkasında da Assassin's Creed evreninde Isu bulunmaktadır.
Bu nedenle seride Yunan mitolojisinden Mısır tanrılarına, İskandinav mitolojisinden farklı dini ve tarihi anlatılara kadar uzanan pek çok unsur yalnızca fantastik hikayeler olarak ele alınmaz. Assassin's Creed, bunları kendi bilimkurgu evreninin geçmişiyle ilişkilendirir.

Isu uygarlığının geliştirdiği teknolojiler arasında insan davranışlarını ve zihnini etkileyebilen çeşitli nesneler de bulunur. Serinin hikayesinde bunlara Pieces of Eden, yani Cennet Parçaları adı verilir.
Cennet Parçaları nedir?
Cennet Parçaları, Isu uygarlığı tarafından geliştirilen ve olağanüstü güçlere sahip çeşitli teknolojik nesnelerin genel adıdır. Assassin's Creed oyunlarında farklı şekillerde karşımıza çıkarlar. Kılıçlar, asalar, yüzükler ve özellikle Apple of Eden olarak bilinen Cennet Elmaları bu nesnelerin en bilinen örnekleridir.

Cennet Elması, insanların zihnini ve davranışlarını etkileyebilmesi nedeniyle Assassin's Creed hikayesinin en önemli nesnelerinden biridir. Tapınakçıların bu nesnelere duyduğu ilginin temelinde de bu güç bulunur.
Çünkü bir Cennet Parçası'nın kontrolünü ele geçirmek, yalnızca güçlü bir silaha sahip olmak anlamına gelmez. İnsanların iradesini etkileyebilmek, tarihin ve toplumların yönünü değiştirebilecek ölçüde büyük bir güç anlamına gelir.

Bu nedenle Suikastçılar ve Tapınakçılar arasındaki mücadelede Cennet Parçaları sürekli olarak tarafların hedefinde olur.
Assassin's Creed'de insanlığın kökeni ve Isu
Assassin's Creed evreninin yaratılış mitolojisi, gerçek dünyadaki dini ve mitolojik anlatılardan da esinlenir. Adem ve Havva'nın Isu tarafından yaratılan insan ırkının üyeleri olarak ele alınması bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir.
Hikayeye göre insanlar başlangıçta Isu uygarlığının hizmetinde kullanılan bir tür olarak yaratılmıştır. Ancak Adem ve Havva'nın özgür iradeleriyle hareket ederek Isu'ya karşı gelmesi, insanlarla Isu arasındaki çatışmanın önemli dönüm noktalarından birini oluşturur.
Cennet Elması'nın ele geçirilmesiyle birlikte Isu ve insanlar arasındaki mücadele daha da büyür. Tam bu dönemde Güneş'te meydana gelen büyük bir felaket Dünya'yı vurur ve Isu uygarlığının çöküşünü hızlandırır.
Isu'nun yok oluşunun ardından insanlık Dünya'da baskın tür haline gelir. Ancak geride kalan teknoloji ve bilgiler zamanla mitlere, dinlere ve efsanelere dönüşür.
Assassin's Creed'in antik dönemlerde geçen oyunlarında gördüğümüz pek çok olağanüstü olayın arkasında bu geçmişin izlerini bulmamızın nedeni budur.
Suikastçılar Kardeşliği nedir?
Suikastçılar Kardeşliği, Assassin's Creed evreninin iki temel gücünden biridir. Amaçları Tapınakçıların aksine dünyayı yönetmek değildir. Temel düşünceleri, insanların kendi seçimlerini yapabilmesi ve özgür iradenin korunmasıdır.
Suikastçılar, insanlığın kusurlu olduğunu kabul eder. İnsanların hata yapabileceğini, yanlış kararlar verebileceğini ve kendi yollarını bulmaları gerektiğini savunurlar. Bu nedenle Tapınakçıların düzen uğruna özgür iradeyi ortadan kaldırma fikrine karşı çıkarlar.

Kardeşliğin en önemli ilkeleri üç temel kuralla özetlenir:
Bıçağını masumların kanına bulama.
Gizlen, kalabalıkla bir ol.
Kardeşliği asla tehlikeye atma.
Bu kurallar yalnızca suikastçıların nasıl hareket edeceğini belirleyen basit talimatlar değildir. Kardeşliğin dünya görüşünü de temsil eder. Suikastçılar kendilerini iktidarı ele geçirmek isteyen bir örgüt olarak değil, iktidarın kötüye kullanılmasını engellemeye çalışan bir yapı olarak görür.
Bu nedenle seride Altair, Ezio, Connor, Edward Kenway ve daha pek çok karakter farklı dönemlerde aynı temel mücadeleyi sürdürür.
Tapınakçılar kimdir?
Tapınakçılar, Suikastçılar Kardeşliği'nin en büyük düşmanıdır. Ancak onları yalnızca “kötü adamlar” olarak değerlendirmek Assassin's Creed'in temel çatışmasını fazla basitleştirir.
Tapınakçıların düşüncesine göre insanlık özgür bırakıldığında savaş, kaos ve yıkım kaçınılmaz hale gelir. İnsanların kendi kararlarını vermesine izin vermek yerine onları yönlendirecek güçlü bir otorite oluşturmak, daha istikrarlı bir dünya yaratmanın yoludur.

Bu nedenle Tapınakçılar Cennet Parçaları ile özel olarak ilgilenir. İnsanların zihnini kontrol edebilmek, onların gözünde dünyada kalıcı bir düzen oluşturmanın en güçlü yollarından biridir.
Suikastçılar için ise tam olarak bu fikir kabul edilemez. Onlara göre kusurlu da olsa özgür irade, zorla oluşturulmuş kusursuz bir düzenden daha değerlidir.
Dolayısıyla Assassin's Creed'in temel çatışması aslında iyilik ve kötülük arasındaki basit bir mücadeleden ziyade özgürlük ile düzen arasındaki ideolojik çatışmadır.
Suikastçılar ve Tapınakçılar neden savaşıyor?
Bu sorunun cevabı Assassin's Creed evreninin tamamını anlamak için kritik öneme sahip.
İki taraf da insanlığın daha iyi bir geleceğe ulaşmasını istediğini düşünür. Fakat bunu gerçekleştirmek için tamamen farklı yöntemler kullanırlar.
Suikastçılar insanların özgür iradesini korumaya çalışır. Tapınakçılar ise insanların özgür iradesinin kaosa neden olduğuna inanarak düzen kurmak ister. Cennet Parçaları bu mücadelenin merkezinde bulunur çünkü bu nesneler, Tapınakçıların hayalini kurduğu kontrol mekanizmasını gerçekleştirebilecek güce sahiptir.
Bu nedenle tarih boyunca Cennet Parçalarından biri ortaya çıktığında iki taraf da harekete geçer. Tapınakçılar onu ele geçirerek güçlerini artırmak, Suikastçılar ise insanlığın kontrol edilmesini engellemek için nesneyi saklamak veya yok etmek ister.

Assassin's Creed oyunlarında farklı tarihi dönemlerde yaşanan suikastlerin ve siyasi komploların arkasındaki temel yapı çoğu zaman buraya bağlanır.
Assassin's Creed oyunlarında neden hem geçmişi hem günümüzü görüyoruz?
Serinin ilk oyunlarının en karakteristik özelliklerinden biri geçmiş ve günümüz arasında sürekli geçiş yapılmasıydı. Bunun temel nedeni Animus teknolojisidir.
Desmond Miles, Abstergo tarafından Animus'a bağlandığında atalarının anılarını deneyimlemeye başlar. İlk oyunda Altair Ibn-La'Ahad'ın hikayesini takip ederken aynı zamanda Desmond'ın modern dünyadaki mücadelesini de görürüz.

İlerleyen oyunlarda Ezio Auditore, Connor Kenway ve Edward Kenway gibi farklı karakterlerin yaşadığı dönemlere gideriz. Bu karakterlerin her biri farklı bir tarihi dönemde yaşasa da hepsinin hikayesi Suikastçılar ve Tapınakçılar arasındaki büyük savaşla bağlantılıdır.
Bu yapı Assassin's Creed'i yalnızca tarihi bir aksiyon oyunu olmaktan çıkarır. Geçmişte yaşanan bir olay, modern dünyada devam eden mücadelenin anahtarı olabilir. Bir suikastçının yüzyıllar önce sakladığı nesne, günümüzde yaşayan karakterlerin peşine düştüğü şey haline gelebilir.
Desmond Miles'ın Assassin's Creed hikayesindeki önemi
Desmond Miles, serinin ilk döneminin modern dünyadaki ana karakteridir. Abstergo tarafından Animus'a bağlanan Desmond, atalarının anılarını deneyimlemek zorunda kalır. Ancak zaman içerisinde kendisi de Suikastçılar ile Tapınakçılar arasındaki savaşın aktif bir parçasına dönüşür.

Desmond'ın Altair, Ezio ve diğer atalarının anılarına erişmesi yalnızca Abstergo'nun geçmişi araştırmasına yardımcı olmaz. Aynı zamanda Suikastçıların geçmişte sakladığı bilgilerin modern dünyaya aktarılmasını sağlar.
Assassin's Creed IV: Black Flag sonrasında serinin modern zaman anlatımının yapısı önemli ölçüde değişir. Abstergo'nun Animus teknolojisini daha erişilebilir hale getirmesiyle birlikte artık belirli bir kişinin Animus'a bağlanması zorunlu olmaktan çıkar. Bu da serinin Desmond Miles merkezli modern zaman anlatısından uzaklaşmasına neden olur.

Assassin's Creed evreninin temel çatışması
Bütün bu karakterleri, teknolojileri ve tarihi olayları bir kenara bıraktığımızda Assassin's Creed'in merkezinde aslında oldukça basit bir soru bulunuyor:
İnsanların özgür bırakılması mı daha doğru, yoksa barış ve düzen uğruna kontrol edilmeleri mi?
Suikastçılar özgür iradeyi savunuyor. Tapınakçılar ise düzeni. Bir taraf insanların hata yapma hakkını korumaya çalışırken diğer taraf insanların hata yapmasını engelleyerek daha iyi bir dünya yaratabileceğine inanıyor.

Cennet Parçaları ve Isu teknolojisi ise bu ideolojik çatışmaya fiziksel bir güç kazandırıyor. Çünkü insanların düşüncelerini ve davranışlarını kontrol edebilmek teorik bir tartışmayı gerçek bir iktidar mücadelesine dönüştürüyor.
Bu nedenle Assassin's Creed oyunlarında gördüğümüz suikastler, savaşlar, tarihi karakterler ve komploların arkasında binlerce yıl boyunca devam eden aynı çatışmayı görmek mümkün.
Assassin's Creed evreni nereden başlanmalı?
Assassin's Creed evreni çok geniş olduğu için hikayeyi anlamanın en kolay yolu serinin temel kavramlarını öğrenmekten geçiyor. Suikastçılar, Tapınakçılar, Abstergo, Animus, Isu ve Cennet Parçaları arasındaki ilişkiyi kavradığınızda oyunların farklı dönemlerde anlattığı hikayeler çok daha anlamlı hale geliyor.

Serinin ilk oyunundan itibaren Altair'in hikayesiyle başlayan yolculuk, Ezio Auditore'nin Rönesans İtalya'sına, Connor'ın Amerikan Devrimi'ne, Edward Kenway'in Karayipler'ine ve daha sonra Antik Mısır, Antik Yunanistan, Viking Çağı ve farklı tarihi dönemlere kadar uzanıyor.
Her oyun kendi dönemini ve karakterlerini öne çıkarsa da arka planda Suikastçılar ile Tapınakçılar arasındaki mücadele devam ediyor. Isu uygarlığından kalan teknoloji ise bu savaşın binlerce yıl boyunca tekrar tekrar şekillenmesine neden oluyor.
Bu nedenle Assassin's Creed hikayesini yalnızca tek tek oyunların öykülerinden ibaret görmek yerine, birbirinden farklı karakterlerin aynı büyük savaşın farklı dönemlerindeki temsilcileri olarak değerlendirmek çok daha doğru.
Assassin's Creed evrenine yapacağımız uzun yolculuk da tam olarak bu noktadan başlıyor. Şimdi temel taşları yerine koyduğumuza göre Altair'in hikayesine, yani bütün bu büyük anlatının oyuncularla ilk kez buluştuğu döneme geri dönebiliriz.

